<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Erdoğmuş Forum - Sevgiliye Yazılmış Ayrılık Mektupları]]></title>
		<link>http://erdogmusnet.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Erdoğmuş Forum - http://erdogmusnet.com/forum]]></description>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 20:56:25 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Boşver İyi ki de Sevmemissin! Bana Değmez’di Hiçbir Gözyaşı...!]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=575</link>
			<pubDate>Mon, 04 May 2015 09:25:15 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=575</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img538.imageshack.us/img538/6174/nimjGG.jpg" border="0" alt="nimjGG.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Boşver İyi ki de Sevmemissin! Bana Değmez’di Hiçbir Gözyaşı...!</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Bir İki Satır Yazacağım Sadece, Sonra Çekip Gideceğim...<br />
Korkma ! Bir İki Satırlık Kalışım Olacak!<br />
"Hoşcakal Canımın İçi Hoşçakal!" Bir Veda Cümlesi... Bir Kaybediş...!<br />
Bir Deprem Gibi Ayrılık Çöker Üzerime Bir Hoşcakal’la...<br />
Sadece Bir İki Satırlık Yan Yana Gelişimiz Olacak Korkma!<br />
Belki Tokalaşacağım Ya da Veda Busesi Konduracağım Yanağına...<br />
Belki de Bir Dipnotla; Hoşcakal’la Gideceğim...<br />
Sonrası; Bensiz Kalacaksın İşte! İstediğin Olacak! Gideceğim Dert Etme !<br />
Sevmekle Sevmemek Arasındaki İnce Bir Noktaydım Sende!<br />
Seviyor muydun? Oynuyor muydun? Bir Bilmece...!<br />
Belli ki Sevmiyordun... Hiç Sevmedin!<br />
Var mıydım Sende Hiç Bilmiyorum... Ya da Bir Cümle’cik Oldum mu Yüreğinde?<br />
Artık Hiçbir Şey Fark Etmez... Her Şeyim Toparlanıyor Senden!<br />
Senleyken Bile Sensiz Düşen Takvimler... Sensiz Geçen Saatler... Hepsi Hiçbiri Yok Artık Hayatında... Yokum! (Belki Hiç Olmadım!)...<br />
Gidiyorum!<br />
Sevmeye Değmezdim ki Zaten! İyi ki de Yük Etmedin Beni Yüreğine!<br />
En İyisini Yaptın! En İyisiydi İnan!<br />
En Güzelini, En Uygununu Yaptın Bana! Değmezdim Sevilmeye!<br />
Değmezdim Değer Verilmeye..!<br />
Ağlamaya Üzülmeye... Dert Edilmeye Değmezdim!<br />
Karanlık Gecelerin Yıldızı Olmaya Değmezdim!<br />
Boşver İyi ki de Sevmemissin! Bana Değmez’di Hiçbir Gözyaşı...!<br />
<br />
Bak Kar Yağıyor Şimdi Avuçlarıma ve Avuçlarımda Sensizliğin Hüznü... Sanki Gökyüzünden Sensizliğin Kırıntıları Yağıyor!<br />
Bir Sen Yağmadın Gece Gibi Üstüme... Bir Sen Yağmadın Gecelerime...<br />
Bir Sen Olmalıydın Diyorum Bazen Umutlarımda... Bir Sen Olmalıydın Yalnızlığımın Kırık Düşlerinde...<br />
Söyle!<br />
Hiç mi Yüreğine Ateş Düşmedi? Hiç mi Yüreğin Yanmadı?<br />
Gökyüzünde Sayısız Yıldızım Vardı... Bir Yıldız KaydımıYüreğime Ateş Düşerdi... Buz Gibi Ayaz Gecelere Sığınırdım...<br />
Ağlayınca Gözyaşlarını Silerdim Parmaklarımın Ucuyla ve Bir Öpücük Kondururdum Yanaklarına...<br />
Ve Ağlardım Sonra... Ben Ağlardım Sen Susardın...<br />
Hep Senin Yerine Ben Yanardım... Ben Yandıkça Sen Susardın... Sen Sustukça Ben Yanardım...<br />
Alevim Olurdu Suskun Geceler... Bir Sen Yanmadın Yanan Yüreğime... Bir Sen Yanmadın Küllenen Ateşime... Bir Sen Yanmadın Seven Kalbime...<br />
Şimdi İse Buz Gibi Gecelerden Korkar Oldum... Bir Yıldız Kayacak Diye İçim Titrer... Kar Yağacak Diye İçimdeki Çocuk Ağlar Kendi Haline..<br />
Ama Gözlerimdeki Kartaneleri Erimedi... Yüreğimdeki Ateş Dinmedi...<br />
Seni Dinledim Kendimde... Sen Yine Sustun Gecelerin İnadına...!<br />
Ve Ben Susturamadım Yüreğimi Susturamadım...!!!</span></span></span><br />
<br />
(Alıntı)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img538.imageshack.us/img538/6174/nimjGG.jpg" border="0" alt="nimjGG.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Boşver İyi ki de Sevmemissin! Bana Değmez’di Hiçbir Gözyaşı...!</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Bir İki Satır Yazacağım Sadece, Sonra Çekip Gideceğim...<br />
Korkma ! Bir İki Satırlık Kalışım Olacak!<br />
"Hoşcakal Canımın İçi Hoşçakal!" Bir Veda Cümlesi... Bir Kaybediş...!<br />
Bir Deprem Gibi Ayrılık Çöker Üzerime Bir Hoşcakal’la...<br />
Sadece Bir İki Satırlık Yan Yana Gelişimiz Olacak Korkma!<br />
Belki Tokalaşacağım Ya da Veda Busesi Konduracağım Yanağına...<br />
Belki de Bir Dipnotla; Hoşcakal’la Gideceğim...<br />
Sonrası; Bensiz Kalacaksın İşte! İstediğin Olacak! Gideceğim Dert Etme !<br />
Sevmekle Sevmemek Arasındaki İnce Bir Noktaydım Sende!<br />
Seviyor muydun? Oynuyor muydun? Bir Bilmece...!<br />
Belli ki Sevmiyordun... Hiç Sevmedin!<br />
Var mıydım Sende Hiç Bilmiyorum... Ya da Bir Cümle’cik Oldum mu Yüreğinde?<br />
Artık Hiçbir Şey Fark Etmez... Her Şeyim Toparlanıyor Senden!<br />
Senleyken Bile Sensiz Düşen Takvimler... Sensiz Geçen Saatler... Hepsi Hiçbiri Yok Artık Hayatında... Yokum! (Belki Hiç Olmadım!)...<br />
Gidiyorum!<br />
Sevmeye Değmezdim ki Zaten! İyi ki de Yük Etmedin Beni Yüreğine!<br />
En İyisini Yaptın! En İyisiydi İnan!<br />
En Güzelini, En Uygununu Yaptın Bana! Değmezdim Sevilmeye!<br />
Değmezdim Değer Verilmeye..!<br />
Ağlamaya Üzülmeye... Dert Edilmeye Değmezdim!<br />
Karanlık Gecelerin Yıldızı Olmaya Değmezdim!<br />
Boşver İyi ki de Sevmemissin! Bana Değmez’di Hiçbir Gözyaşı...!<br />
<br />
Bak Kar Yağıyor Şimdi Avuçlarıma ve Avuçlarımda Sensizliğin Hüznü... Sanki Gökyüzünden Sensizliğin Kırıntıları Yağıyor!<br />
Bir Sen Yağmadın Gece Gibi Üstüme... Bir Sen Yağmadın Gecelerime...<br />
Bir Sen Olmalıydın Diyorum Bazen Umutlarımda... Bir Sen Olmalıydın Yalnızlığımın Kırık Düşlerinde...<br />
Söyle!<br />
Hiç mi Yüreğine Ateş Düşmedi? Hiç mi Yüreğin Yanmadı?<br />
Gökyüzünde Sayısız Yıldızım Vardı... Bir Yıldız KaydımıYüreğime Ateş Düşerdi... Buz Gibi Ayaz Gecelere Sığınırdım...<br />
Ağlayınca Gözyaşlarını Silerdim Parmaklarımın Ucuyla ve Bir Öpücük Kondururdum Yanaklarına...<br />
Ve Ağlardım Sonra... Ben Ağlardım Sen Susardın...<br />
Hep Senin Yerine Ben Yanardım... Ben Yandıkça Sen Susardın... Sen Sustukça Ben Yanardım...<br />
Alevim Olurdu Suskun Geceler... Bir Sen Yanmadın Yanan Yüreğime... Bir Sen Yanmadın Küllenen Ateşime... Bir Sen Yanmadın Seven Kalbime...<br />
Şimdi İse Buz Gibi Gecelerden Korkar Oldum... Bir Yıldız Kayacak Diye İçim Titrer... Kar Yağacak Diye İçimdeki Çocuk Ağlar Kendi Haline..<br />
Ama Gözlerimdeki Kartaneleri Erimedi... Yüreğimdeki Ateş Dinmedi...<br />
Seni Dinledim Kendimde... Sen Yine Sustun Gecelerin İnadına...!<br />
Ve Ben Susturamadım Yüreğimi Susturamadım...!!!</span></span></span><br />
<br />
(Alıntı)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hoşçakal Sevgili]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=523</link>
			<pubDate>Mon, 16 Feb 2015 09:11:50 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=523</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img537.imageshack.us/img537/1877/ryPx9e.jpg" border="0" alt="ryPx9e.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">HOŞÇAKAL SEVGİLİ</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">İmkânsızımdın sen benim. Hayalim, ulaşılmazım. Geceleri gözlerimi kapatmadan karşımda gördüğüm hayalim, düşlerimde bile kaybetmeyi göze alamadığım sevgilimdin. Seni çok sevdim.<br />
<br />
Ama sen aslında hiç benim olmamıştın ki. <br />
<br />
Hep belki bir gün diye yaşadım günlerimi. Belki bir gün benim olurdu tenin gibi kalbinde. <br />
<br />
Ama olmadı sevemedin sen beni.<br />
<br />
Nasılda güzel başlamıştı bizim hikâyemiz. Bazen biteceğini bile bile yaşayacağız derdik kendi kendimize. Ona rağmen ulaşılmaz gelirdi sevgimiz. Kavgalarımız ise bildiğin bir cehennem. Bir o kadar da şefkatliydi yüreklerimiz. Acımız, kahkahamız, sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, beraberdi böldüğümüz ekmeğimiz. <br />
<br />
Gittin..!<br />
<br />
Şimdi ise koskoca bir boşluktayım sevgili. Öyle inandırmıştım ki gerçekten beni sevdiğine kendimi. Görememişim gerçekleri. Aslında sen mutlu olmak için gelmişsin, sadece kendini düşünerek yaşadığın bu güzel hayatında bir kaçış yolu bir destek görmüşsün kendine beni. <br />
<br />
Bilemedim. <br />
<br />
Her şeyi yapsaydın da keşke severmiş gibi göstermeseydin bana kendini. Şimdi sana mutluluklar dilemekten başka bir şey yapamıyorum. Ne kal diyebiliyorum ne de git. Hiç yaşanmadı farzet diyorum kendi kendime. Mantığım kabul etse de kalbime geçiremiyorum söylediğim sözleri.<br />
<br />
Artık eskisi gibi değilim be sevdiğim. Kabullendim kaybedişlerimi. Her aynaya baktığımda bir yok oluşu görüyor gözlerim. Her izlediğim filmde, şarkı da, şiirde seni yaşıyor bedenim.<br />
<br />
Unuttum diyorum ya da unutacağım. <br />
<br />
Keşke denildiği kadar kolay olsaydı vazgeçişlerim. Unut gönlüm derken bile seni hatırladığımı fark etmemiştim. Sen gittin. Ben ise seni gene de sevmeye devam ettim. <br />
<br />
Her kızgınlığımızda bitti dediğimiz günler oldu seninle. Sonra sil baştan başlayalım her şeye diyerek yeniden birleşti ellerimiz. Ama olmadı yapamadık. Sen de bende kabullenemedik birçok şeyi. Herkes kendine göre daha büyük yara aldı, herkes kendince daha büyü acıyı çekti. İkimizde ben de burada hata yaptım demedik. Sen beni suçladın kaybettin beni diye. Bende seni. Kıskançlıklarımız yüzünden tükettik birbirimizi, güvenilirliğimizi yitirdik. <br />
<br />
Ve bitti…….<br />
<br />
Biliyorum;<br />
<br />
Artık hayır desem de ne kalbimden söküp atabileceğim seni, ne de kafamda ki seni bitirebileceğim şimdi. Bana geri ver sendeki aklımı, kalbimi. İade et hepsini. Sende hiçbir şeyim kalmasın bütün çöpe attığın hediyeler gibi. <br />
<br />
Son sözüm çok sevdim ben seni. Yediğim ekmek içtiğim su gibi.<br />
<br />
Hoşça kal sevgili.<br />
</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img537.imageshack.us/img537/1877/ryPx9e.jpg" border="0" alt="ryPx9e.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">HOŞÇAKAL SEVGİLİ</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">İmkânsızımdın sen benim. Hayalim, ulaşılmazım. Geceleri gözlerimi kapatmadan karşımda gördüğüm hayalim, düşlerimde bile kaybetmeyi göze alamadığım sevgilimdin. Seni çok sevdim.<br />
<br />
Ama sen aslında hiç benim olmamıştın ki. <br />
<br />
Hep belki bir gün diye yaşadım günlerimi. Belki bir gün benim olurdu tenin gibi kalbinde. <br />
<br />
Ama olmadı sevemedin sen beni.<br />
<br />
Nasılda güzel başlamıştı bizim hikâyemiz. Bazen biteceğini bile bile yaşayacağız derdik kendi kendimize. Ona rağmen ulaşılmaz gelirdi sevgimiz. Kavgalarımız ise bildiğin bir cehennem. Bir o kadar da şefkatliydi yüreklerimiz. Acımız, kahkahamız, sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, beraberdi böldüğümüz ekmeğimiz. <br />
<br />
Gittin..!<br />
<br />
Şimdi ise koskoca bir boşluktayım sevgili. Öyle inandırmıştım ki gerçekten beni sevdiğine kendimi. Görememişim gerçekleri. Aslında sen mutlu olmak için gelmişsin, sadece kendini düşünerek yaşadığın bu güzel hayatında bir kaçış yolu bir destek görmüşsün kendine beni. <br />
<br />
Bilemedim. <br />
<br />
Her şeyi yapsaydın da keşke severmiş gibi göstermeseydin bana kendini. Şimdi sana mutluluklar dilemekten başka bir şey yapamıyorum. Ne kal diyebiliyorum ne de git. Hiç yaşanmadı farzet diyorum kendi kendime. Mantığım kabul etse de kalbime geçiremiyorum söylediğim sözleri.<br />
<br />
Artık eskisi gibi değilim be sevdiğim. Kabullendim kaybedişlerimi. Her aynaya baktığımda bir yok oluşu görüyor gözlerim. Her izlediğim filmde, şarkı da, şiirde seni yaşıyor bedenim.<br />
<br />
Unuttum diyorum ya da unutacağım. <br />
<br />
Keşke denildiği kadar kolay olsaydı vazgeçişlerim. Unut gönlüm derken bile seni hatırladığımı fark etmemiştim. Sen gittin. Ben ise seni gene de sevmeye devam ettim. <br />
<br />
Her kızgınlığımızda bitti dediğimiz günler oldu seninle. Sonra sil baştan başlayalım her şeye diyerek yeniden birleşti ellerimiz. Ama olmadı yapamadık. Sen de bende kabullenemedik birçok şeyi. Herkes kendine göre daha büyük yara aldı, herkes kendince daha büyü acıyı çekti. İkimizde ben de burada hata yaptım demedik. Sen beni suçladın kaybettin beni diye. Bende seni. Kıskançlıklarımız yüzünden tükettik birbirimizi, güvenilirliğimizi yitirdik. <br />
<br />
Ve bitti…….<br />
<br />
Biliyorum;<br />
<br />
Artık hayır desem de ne kalbimden söküp atabileceğim seni, ne de kafamda ki seni bitirebileceğim şimdi. Bana geri ver sendeki aklımı, kalbimi. İade et hepsini. Sende hiçbir şeyim kalmasın bütün çöpe attığın hediyeler gibi. <br />
<br />
Son sözüm çok sevdim ben seni. Yediğim ekmek içtiğim su gibi.<br />
<br />
Hoşça kal sevgili.<br />
</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ve Gittin]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=522</link>
			<pubDate>Mon, 16 Feb 2015 09:02:55 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=522</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img538.imageshack.us/img538/4835/p7Gl9O.jpg" border="0" alt="p7Gl9O.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">VE GİTTİN</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Ve gittin… Öncesini düşünmek istemediğim sonrası ise meçhul bir aşktı yaşadığımız… ve aşk bitti… Giderken geride bıraktığın içinden seni de almayı unuttuğun bir kalp… Biraz hasarlı bir o kadar da beceriksiz… Seni unutmayı bile beceremedi bu kalp…! Aşk bitti… Sensiz uyuyamadığım geceler karanlıktan gördüğümde çevirdiğim numara sabah kalktığım da huzur verici mesajların yok gözlerin yok… Dedim ya gittin… Sen gittin gideli bu sana kaçıncı mektubum bilmiyorum ama bu sefer son!… Artık yazdığım şiir ve mektupları düzeltiyorum ve düzelteceğim… Seni seviyorumları senii çok sevdim yapıcam… Meğer ne çok seni seviyorum yazmışım… Ne çok sevmişim seni… Seni öpüyorumları senii Özlüyorum yaptım.. Yaptım da bir senii unuttum yapamadım ! Hep senii unutacağımda kaldı…. Seni unutmalıyım!… Sadece bitti dedin… Fazlasına gerek yoktu zaten… Herkes anlamak istediğini anlardı dimi??? … Ama inan ben hiç bişey anlamıyorum… Sana lanetlermi yağdırmalıyım yoksa yolu açık olsun mu demeliyim… Yok bu çok fazla dilerim Allah’tan bensiz gittiğin hiçbir yolda mutlu olma ! Sensiz aldığım nefes nefes değilken Bensiz aldığın nefes nefes olmasın !… yok bu da çoook fazla… Ben kıyamam ki sana… Ben sadece geride bıraktığın bu beceriksiz kalp için yalvarıyorum; Gel unuttur bana seni…….</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img538.imageshack.us/img538/4835/p7Gl9O.jpg" border="0" alt="p7Gl9O.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">VE GİTTİN</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Ve gittin… Öncesini düşünmek istemediğim sonrası ise meçhul bir aşktı yaşadığımız… ve aşk bitti… Giderken geride bıraktığın içinden seni de almayı unuttuğun bir kalp… Biraz hasarlı bir o kadar da beceriksiz… Seni unutmayı bile beceremedi bu kalp…! Aşk bitti… Sensiz uyuyamadığım geceler karanlıktan gördüğümde çevirdiğim numara sabah kalktığım da huzur verici mesajların yok gözlerin yok… Dedim ya gittin… Sen gittin gideli bu sana kaçıncı mektubum bilmiyorum ama bu sefer son!… Artık yazdığım şiir ve mektupları düzeltiyorum ve düzelteceğim… Seni seviyorumları senii çok sevdim yapıcam… Meğer ne çok seni seviyorum yazmışım… Ne çok sevmişim seni… Seni öpüyorumları senii Özlüyorum yaptım.. Yaptım da bir senii unuttum yapamadım ! Hep senii unutacağımda kaldı…. Seni unutmalıyım!… Sadece bitti dedin… Fazlasına gerek yoktu zaten… Herkes anlamak istediğini anlardı dimi??? … Ama inan ben hiç bişey anlamıyorum… Sana lanetlermi yağdırmalıyım yoksa yolu açık olsun mu demeliyim… Yok bu çok fazla dilerim Allah’tan bensiz gittiğin hiçbir yolda mutlu olma ! Sensiz aldığım nefes nefes değilken Bensiz aldığın nefes nefes olmasın !… yok bu da çoook fazla… Ben kıyamam ki sana… Ben sadece geride bıraktığın bu beceriksiz kalp için yalvarıyorum; Gel unuttur bana seni…….</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dokunsalar Ağlayacağım]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=521</link>
			<pubDate>Mon, 16 Feb 2015 08:29:49 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=521</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img540.imageshack.us/img540/7738/zIksj9.jpg" border="0" alt="zIksj9.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">DOKUNSALAR AĞLAYACAĞIM</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Dokunsalar ağlayacağım..<br />
İyi demek adettendir ya kim sorsa iyiyim diyorum herkese. İyi değilim . Yine taktım yüzüme sahte gülümsemelerimi olur olmadık herşeye gülümsüyorum.. ağlamaktan iyidir diye. Anlatması zor , yaşaması daha zor içinde bulunduğum durum . Ya Herşey çok basit ve anlamsız yada çok acımasız ..<br />
 Ruhumun feri söndü ..<br />
 Birgün konuşmayı unuturcasına Susmak istiyorum. Birgün olur olmadık konuşmak hiç susmamacasına. Dengemi yitirdim yokluğunda..<br />
 Susma..<br />
 Hiçbir sey yetmiyor beni bana anlatmaya .. bari sen susma karşımda. Dokunsalar ağlayacağım .. Dokunsalar paramparca olacak bedenim Ruhum gibi dağılacak heryana parçalarım<br />
 Oysa görünürde iyiyim!!<br />
 Ya ben hep fazla geldim yaşadığım hayata yada hayat bana eksik kaldı.. sana yetemediğim gibi , hayatada eksik kaldım belki..<br />
 Bilmiyorum;<br />
 Ben bile kendimi anlayamıyorken anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte .<br />
 Susuyorum şimdi konuşmayı unutmuşcasına ,<br />
 Ağlamak istedikçe gülüyorum mesela,<br />
 Ve sen aşkların en güzeli alışıyorum yokluğuna..<br />
‘Varlığının coşkusuda çok güzeldi;<br />
 Yokluğunun tadıda hiç fena degil hani’<br />
Hoşça kal aşkların en güzeli<br />
…<br />
Bırak beni yanlızlığıma..</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img540.imageshack.us/img540/7738/zIksj9.jpg" border="0" alt="zIksj9.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">DOKUNSALAR AĞLAYACAĞIM</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Dokunsalar ağlayacağım..<br />
İyi demek adettendir ya kim sorsa iyiyim diyorum herkese. İyi değilim . Yine taktım yüzüme sahte gülümsemelerimi olur olmadık herşeye gülümsüyorum.. ağlamaktan iyidir diye. Anlatması zor , yaşaması daha zor içinde bulunduğum durum . Ya Herşey çok basit ve anlamsız yada çok acımasız ..<br />
 Ruhumun feri söndü ..<br />
 Birgün konuşmayı unuturcasına Susmak istiyorum. Birgün olur olmadık konuşmak hiç susmamacasına. Dengemi yitirdim yokluğunda..<br />
 Susma..<br />
 Hiçbir sey yetmiyor beni bana anlatmaya .. bari sen susma karşımda. Dokunsalar ağlayacağım .. Dokunsalar paramparca olacak bedenim Ruhum gibi dağılacak heryana parçalarım<br />
 Oysa görünürde iyiyim!!<br />
 Ya ben hep fazla geldim yaşadığım hayata yada hayat bana eksik kaldı.. sana yetemediğim gibi , hayatada eksik kaldım belki..<br />
 Bilmiyorum;<br />
 Ben bile kendimi anlayamıyorken anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte .<br />
 Susuyorum şimdi konuşmayı unutmuşcasına ,<br />
 Ağlamak istedikçe gülüyorum mesela,<br />
 Ve sen aşkların en güzeli alışıyorum yokluğuna..<br />
‘Varlığının coşkusuda çok güzeldi;<br />
 Yokluğunun tadıda hiç fena degil hani’<br />
Hoşça kal aşkların en güzeli<br />
…<br />
Bırak beni yanlızlığıma..</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gittin]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=519</link>
			<pubDate>Sun, 15 Feb 2015 22:09:48 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=519</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img633.imageshack.us/img633/9244/OHyBQy.jpg" border="0" alt="OHyBQy.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: large;">GİTTİN</span></span></span><br />
</div>
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Gittin…<br />
Dudağıma, çocuksu susuzluğumla asla doyamadığım öpücüklerinden birini kondurup gittin. “Ne olur öyle bakma bana” dedin en son…<br />
Daha birkaç dakika önce gözlerimde varlığınla alevlenen yaşam sevincinin yerine, boyun eğmiş, donuk ve daha şimdiden hasretinle kavrulmuş bir karanlığı bırakıp gittin… Dolmuştu zamanın.<br />
Yüreğimdeki kum saatini, o göz açıp kapayıncaya kadar geçen “sen”den, sanki asırlarca tükenmek bilmeyen “sensizliğe” tersyüz ederek gittin.<br />
İçimde, günlerdir yokluğunla zayıflamış, kalbi kupkuru kalmış aşk çocuğunu sevginle emzirme sarhoşluğuyla delirdiğim şu üç saatin içindeki yüzlerce “an”ı “anı”ya dönüştürerek…<br />
Önce gözlerim öksüz kaldı yokluğunda. Sonra, nefesinin o buğulu sıcaklığından mahrum kalan evimin rutubet kokulu duvarları…<br />
<br />
Gittin…<br />
İki aşkın arasında şaşkın. Ürkek ve çaresiz bir çocuk gibi savrulan kalbini cebine koyup, başka bir eve gittin uyumaya. Artık senin değildi evin, “sizin” di. Benim özlediğim o eski evin değildi gittiğin…<br />
O eski ev… Oturup, zamanın o yağmursuz, o parça parça yüzüne bakarak, güneşin bütün gün sadece yalayıp geçtiği loş pencerelerinde dalgınlığımızı biriktirdiğimiz o ev…<br />
Şaşardık bazen. Ansızın, hesapsızca, belki de yorgun düşerek… Akıldışı bir hızla devinen imgelerin ortasında, bir çığ gibi ömrümüze yığılan anılardan birin seçip, dondurarak… Hayat, çok eskilerden gelen sonsuz bir ayinle ilgili gibi, bir gelenek gibi tekrar ederdi etrafımızda, umurumuzda olmadan…<br />
<br />
Elin çaya uzanırdı.<br />
Tenim dudaklarını özlerdi.<br />
Bir sözüm şiirin olurdu. Demlenirdik.<br />
Gömüldükçe düşlerin o büyülü uykusuna, aşkımın kalbimdeki ilahi melodisi çalınırdı kulaklarına birden. Nasıl da ürkerdin… Karanlıktan korkan bir çocuğun teselli isteği gibi bölerdi sesin suskunluğumuzu.<br />
Ruhlarımızın bir yerlerde buluştuğuna, düşlerimizin bir yerde kesiştiğine inanmak istediğim bu hayattan çalıntı anları, beni bunun aksine inandırmaya çalışan bir sesle ve ilk önce hep sen bölerdin.<br />
İşte böyle anlarda yüzü daha da netleşirdi dünyaya gözlerinden bakan o yaralı çocuğunun… İşte ben en çok seni içimden doğru sevdiğim böyle anları severdim.<br />
<br />
Hayatın içinde seni barındırdığı her karesinde uzun uzun soluklar alarak, o günlük, o sıradan ayrıntılarını alabildiğince büyütüp, içinde kaybolarak severdim seni… Odanın içinde, varlığına yıllardır aşina olduğun bir eşya gibi sessizce kaybolarak, seni izlemek ve başının üzerinden sonsuzluğa akıp giden düş bulutlarında şekillenen her şeyi, şu yüreğimde senin için büyüttüğüm şiire mısra yapıp eklemekti seni sevmek.<br />
Sevmek hayatına tanıklık etmekti benim için…<br />
Sabahları evden çıkmadan önce, uykundaki o en masum halini öpücüklere boğarken “gitme” diye sayıklayan sesine kıyamayıp, patrona bin bir yalanlar uydurarak, işe gitmemekti seni sevmek…<br />
Sana kahvaltı hazırlamaktı. Senle hazırladığım sofraya iştahla oturup “sen var ya, bir meleksin, neden seninle evlenmiyorum ki ben? Senden daha iyisini mi bulacağım”diyen muzip sözlerine sevinmek, belki de çocukça inanmaktı. İnce ince kıyılmış, tabağa motif gibi işlenerek dizilmiş ve hep sevdiğin gibi üzerinde zeytinyağı ve limon gezdirilmiş domateslere, yaptığım mezelere duyduğun minnete şaşırmaktı. Hayatına eklemekten çılgınca zevk aldığım o şefkatli inceliklere duyduğun minnete şaşırmaktı seni sevmek…<br />
<br />
Seni sevmek, bundan yıllar önce, seni bir idol gibi içimde büyütüp, hayranlığımın yavaş yavaş aşka dönüşünü ürkekçe gizleyerek kaleme aldığım mektuplarıma, aynı incelikle, aynı özlemle, aynı hayranlıkla verdiğin cevaplarına inanmaktı. Tüm ısrarlarına rağmen, bu eşsiz büyüyü bozmaktan çekinip, aylarca seni bir kez bile aramamaktı. Sonra ansızın yollara düşüp, çocukluğumda kalbimde filizlenen sevdası senin aşkınla yeşeren bu kentin sokaklarında izini sürmek, kendi sözlerinle “bu inceliğin ve bu derin anlayışın yüzünü”, yani o merak ettiğin yüzümü, gözlerine taşımaktı. Buluştuğumuz cafe de, ayların günlerin telaşı ve suskunluğuyla anlattığın şeylerin hiçbirini algılamadan, sadece hayranlıkla seni, o hepimiz gidiliğini seyrederken, masanın altından bir türlü çıkartamadığın o telaşlı, o çocuk ellerinde kendini ele veren heyecanına inanmaktı…<br />
<br />
Seni sevmek, o gece rakı içtiğimiz köhne meyhaneden çıkıp yürüdüğümüz sokaklarda, Nisan ayında bir mucize gibi gökyüzünde dans eden kar tanelerinin Tanrı’nın bu aşk için gönderdiği bir işaret olduğuna inanmaktı.<br />
Seni sevmek kadınlığımı, bedenimi ve hazzı ilk defa seninle keşfetmekti. Onyedi yıldır sanki sadece senin için sakladığım bedenimi, en ufak bir tereddüt duymadan ve beklentisiz bir sarhoşlukla sana sunmaktı. Her dokunuşunda kutsal bir ayinin o sıcak ve tatlı şarabını yudum yudum içer gibi…<br />
<br />
Seni sevmek, aşkın uğruna, ama senden izinsiz, başka bir kentteki hayatımı sıfırlayıp, yaşadığın kente, yaşadığın göğün altına, ıslandığın yağmurların altına gelip yerleşmekti. Senden başka, bu koca kentte bir başınalık ve kimsesizlikti seni sevmek… Sokaklarda tek bir tanıdık simaya rastlamamaya alışmaktı güçlükle… Hücrelerimle beraber çoğalan aşkını özgürce ve sınırsızca yaşamak için ailemin şefkatli ve anlayışlı kollarından sıyrılıp kanatlanmak, yıllanmış can dostların sevgisini çok uzaklarda bırakmaktı…<br />
<br />
Seni sevmek, yalnızlığın soğuk kollarından biraz olsun sıyrılıp, nefes alabilmek için geceleri saatlerce tek başıma Beyoğlu’nun karanlık sokaklarında kalabalığın soluğuyla ısınmaya çalışmaktı. Hiç tanımadığım insanların yüzünde senin yüzünü aramak, onların kaybolmuş, umutsuz hayatlarında yaralı geçmişinin ve çocuksu düşlerinin izini sürmekti.<br />
<br />
Seni sevmek, bu kentin tozlu, soluk ışıkları ruhumu ısırırken, aynı gecenin yıldızları altında seni deliler gibi özlemekti. O geceyi de kollarında geçirebilmeye seni ikna edebilmek için saatlerce sokaklarda dolaşıp, barlarda, kahvelerde oturup eve dönüşünü beklemekti. Bazen bu bekleyişlerin sonu, yorgun düşmüş bedenimi sürüklediğim evimde, o gece bir başka kadının yanında uyumana ağlamak olurdu sabaha kadar… Ertesi gün bir şizofren gibi, hiçbirşey olmamış gibi tekrar seni sevmeye koyulurdum. Şaşırırdım.<br />
<br />
Çünkü, seni sevmek direnmekti sevgili… Güçsüz olanı acımasızca yok eden bu kentin hoyratlığına ve senin için artık inanmaktan çoktan vazgeçtiğin, yaşadığın hayal kırıklıklarıyla çok uzun zamandır kaybettiğin o aşk duygusunun gerçekliğinin canlı ispatı olmaya direnmekti. Kalbine inançla aşk tohumları ekmekti seni sevmek. Sevmek o yitirdiğin aşk şarkısı adına sana umut vermekti.<br />
<br />
Seni sevmek, ait olduğun gökyüzünde seni özgür bırakmaktı. Koparmamaktı kanatlarını. Ruhunun ve kaleminin tek besin kaynağından, başka sevgilerin şiirine eklediği mısralardan kıskançlıkla seni mahrum etmeye yeltenmemekti.<br />
<br />
Sevmek, ruhumun tek sahibi olan seni sahiplenmemeye kanaya kanaya razı olmaktı. Çocuksu bir saflıkla tek vazgeçemeyeceğinin ben olduğuma kendimi inandırarak, hayatına boyun eğmekti.<br />
<br />
Seni sevmek, bir babayı, bir can yoldaşını hayatının sonuna kadar yanında olduğunu bildiğin güvenilir bir dostu, ilgiye ve şefkate doymayan çaresiz bir küçük çocuğu, ama en çok da tutkulu, kıskanç ve yüreği sonsuz maviliklere akan bir deli aşığı sevmek gibiydi.<br />
<br />
Bir gün ansızın, telefonda duyduğun bir sese, ya da yeni tanıştığın bir kadına aşık olduğunu, sanki tepkimi ölçmek ya da seni nasıl kıskandığımı görmek isteyen abartılı bir heyecanla söylediğinde, telaşa kapılmamak, bunun gelip geçici bir duygu olduğuna ve asla benden vazgeçemeyeceğine inanmaktı… Yine de içimdeki o kaçınılmaz endişe ister istemez sarardı yüzümü… Sesim soluğum kesilirdi birden… İşte öyle anlarda beni sımsıkı sarıp, tutkulu bir sevişmenin ilk öpücüklerini dudağıma kondururken “Sen küçücük bir kızsın, biliyor musun” diyen şefkatli sesini severdim en çok. Ve aslında ben dâhil, hiç kimseye âşık olamayacağını düşünür hüzünlenirdim.<br />
<br />
Rüyalarımın gül kokusu.<br />
Sonra bir gün aşka açıldı yüreğinin sürgüleri<br />
Sonra bir gün şiirlerin başka bir aşkın kokusuna büründü.<br />
Yıkıldı tabuların… Kırıldı zincirlerin… Uzağıma düştün.<br />
Bu defa farklıydı, hissetmiştim. Yalnız bedenini değil, ruhunu da paylaşmaya başlamıştın bir başka kadınla.<br />
<br />
Sonra sevmek yavaş yavaş kayışını izlemek oldu avuçlarımdan. Seni sevmek, sen sabaha karşı uyuduğumu sanarak yanımdan kalkıp bir başka yürekle telefonda özlem giderirken, içimde kopan fırtınaları susturmaya çalışmak oldu sessizce.<br />
<br />
Habersizce kapını çaldığım o gün, kapında kalıp, içeri girememek oldu. O güne kadar hiç olmazsa bana karşı dürüst olmanla, yaşadıklarını benden gizlememenle, yalan söylememenle avunuyordum. Ama bir başkasını incitmemek, üzmemek için ondan gerçekleri gizlediğini, yalanlarla da olsa o nu koruduğunu fark edince bu avuntu da terk etti beni. Yalanlarını bile kıskanır oldum.<br />
<br />
Neden dürüst olmak için beni seçmiştin sanki. Gerçeğin acımazız zindanlarında neden beni kilitli bırakmıştın.<br />
Ne çok düşündüm bu soruların cevaplarını.<br />
Ne çok sorguladım kendimi, nerde hata yaptığımı, neyi eksik bıraktığımı.<br />
Kadınca oyunlardan haberim olmadı hiçbir zaman. Seçtiğin yaşam biçiminden koparmak, seni soluksuz bırakmak demekti benim için. Hatam seni bir mülk gibi sahiplenmemek miydi? Acaba istediğin bu muydu? Seni yanlış mı tanımıştım? Bana hep, ne kadar asil bir yüreğim olduğunu söyler dururdun. İsyanım, kalbimin ezilmiş parçalarının üstünü örtüp, sessizce çekip kapını çıkmak olurdu en fazla.<br />
<br />
Yalnız kalmak istediğini daha sen söylemeden yüzündeki bulutlardan hisseder, çekip giderdim. Özür diler gibi bir sesle, onun geleceğini söylediğinde, sessizce çıkıp giderdim. Karşında ben otururken, onunla saatlerce telefonda konuştuğunda çıkıp giderdim. Hep giderdim.<br />
Bu onurlu tavrımdı belki de ezen yüreğini. Vazgeçemediğin tek yanım buydu belki.<br />
Sonra, sevmek yaralı kadınlığımı başka yüreklerle avutma yanılgısına kapılmak oldu. Buna hakkım olduğunu söyleyip dursan da, biliyorum aslında içten içe hiç affetmedin beni. Sen çoktan parçalanmıştın zaten. Benim de yüreğimi böldüğümü düşünmek sana bile ağır geldi. Oysa ben, seni değil, kendimi cezalandırıyordum başka bedenlerle… Ruhumu kemiren bu deli aşkı cezalandırıyordum. Bunu anlamadın mı sevgili?<br />
Sevmek seni değil çocukluğumu, düşlerimi, kendimi aldatmak olmuştu artık. Bana bağlanan masum aşkları seninle aldatmak olmuştu… Kimseye veremedim yüreğimi. Ne zaman baksalar içime, yüreğimin kırık aynasında kendilerinin değil senin yüzünün aksini gördüler hep… Sessizce çekip gittiler. Fark etmedim bile gittiklerini…<br />
<br />
Gittin…<br />
Seni sevmek, bensiz akıp giden hayatına bir yabancı gibi uzaktan bakmak oldu çoktandır… O çocuk ellerinin, bir başkasının saçlarında gezindiğini, aniden özlemle sarılıp bir başka yüzü öpücüklere boğduğunu, sabahları uykunda bir başka kadına “gitme” diye sayıkladığını düşünmek oldu, seni sevmek… Geceleri kokuna hasret yatağımda ter içinde uyanmak, kendimin bile affedemediği bir bencillikle, kalbindeki tek aşkın benimki olması için gözyaşları içinde Tanrı’ya yalvarmak oldu…<br />
<br />
Seni yasak bir aşk gibi gözlerden uzakta, rutubetli duvarlar arasında yaşamak oldu, sevmek.Beni hayatından dışladığın için öfke nöbetlerine kapılıp, bana bile yabancı gelen, hiç tanımadığım bir sesle sana bağırmak, haykırmak, ağlamak, sonra pişmanlıkla affedip tutkuyla sana tekrar sarılmak oldu…<br />
<br />
Yabani bir ot gibi ruhumu sarıp sarmalayan öfke ve kıskançlık duygularıyla benliğimden uzaklaşmayı kendime yakıştırmamak, kaldığım bu karanlık dehlizde, kendi kalbimde, yalnızlığımda, sensizliğimde, kendi aşkımla delirmek oldu seni sevmek.<br />
<br />
Şimdi, bu acıya bir son vermesi, kendisini terketmesi, sonsuzluğa bırakıp gitmesi için birbirine yalvaran iki yüreğiz artık. “Ayazda iki yürek” gibiyiz.<br />
<br />
Sen benim şizofren aşkımsın… Ben senin kanayan vicdanınım. Affet beni sevgili… Verdiğim sözleri tutamadım.<br />
</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img633.imageshack.us/img633/9244/OHyBQy.jpg" border="0" alt="OHyBQy.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: large;">GİTTİN</span></span></span><br />
</div>
<span style="font-size: small;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Gittin…<br />
Dudağıma, çocuksu susuzluğumla asla doyamadığım öpücüklerinden birini kondurup gittin. “Ne olur öyle bakma bana” dedin en son…<br />
Daha birkaç dakika önce gözlerimde varlığınla alevlenen yaşam sevincinin yerine, boyun eğmiş, donuk ve daha şimdiden hasretinle kavrulmuş bir karanlığı bırakıp gittin… Dolmuştu zamanın.<br />
Yüreğimdeki kum saatini, o göz açıp kapayıncaya kadar geçen “sen”den, sanki asırlarca tükenmek bilmeyen “sensizliğe” tersyüz ederek gittin.<br />
İçimde, günlerdir yokluğunla zayıflamış, kalbi kupkuru kalmış aşk çocuğunu sevginle emzirme sarhoşluğuyla delirdiğim şu üç saatin içindeki yüzlerce “an”ı “anı”ya dönüştürerek…<br />
Önce gözlerim öksüz kaldı yokluğunda. Sonra, nefesinin o buğulu sıcaklığından mahrum kalan evimin rutubet kokulu duvarları…<br />
<br />
Gittin…<br />
İki aşkın arasında şaşkın. Ürkek ve çaresiz bir çocuk gibi savrulan kalbini cebine koyup, başka bir eve gittin uyumaya. Artık senin değildi evin, “sizin” di. Benim özlediğim o eski evin değildi gittiğin…<br />
O eski ev… Oturup, zamanın o yağmursuz, o parça parça yüzüne bakarak, güneşin bütün gün sadece yalayıp geçtiği loş pencerelerinde dalgınlığımızı biriktirdiğimiz o ev…<br />
Şaşardık bazen. Ansızın, hesapsızca, belki de yorgun düşerek… Akıldışı bir hızla devinen imgelerin ortasında, bir çığ gibi ömrümüze yığılan anılardan birin seçip, dondurarak… Hayat, çok eskilerden gelen sonsuz bir ayinle ilgili gibi, bir gelenek gibi tekrar ederdi etrafımızda, umurumuzda olmadan…<br />
<br />
Elin çaya uzanırdı.<br />
Tenim dudaklarını özlerdi.<br />
Bir sözüm şiirin olurdu. Demlenirdik.<br />
Gömüldükçe düşlerin o büyülü uykusuna, aşkımın kalbimdeki ilahi melodisi çalınırdı kulaklarına birden. Nasıl da ürkerdin… Karanlıktan korkan bir çocuğun teselli isteği gibi bölerdi sesin suskunluğumuzu.<br />
Ruhlarımızın bir yerlerde buluştuğuna, düşlerimizin bir yerde kesiştiğine inanmak istediğim bu hayattan çalıntı anları, beni bunun aksine inandırmaya çalışan bir sesle ve ilk önce hep sen bölerdin.<br />
İşte böyle anlarda yüzü daha da netleşirdi dünyaya gözlerinden bakan o yaralı çocuğunun… İşte ben en çok seni içimden doğru sevdiğim böyle anları severdim.<br />
<br />
Hayatın içinde seni barındırdığı her karesinde uzun uzun soluklar alarak, o günlük, o sıradan ayrıntılarını alabildiğince büyütüp, içinde kaybolarak severdim seni… Odanın içinde, varlığına yıllardır aşina olduğun bir eşya gibi sessizce kaybolarak, seni izlemek ve başının üzerinden sonsuzluğa akıp giden düş bulutlarında şekillenen her şeyi, şu yüreğimde senin için büyüttüğüm şiire mısra yapıp eklemekti seni sevmek.<br />
Sevmek hayatına tanıklık etmekti benim için…<br />
Sabahları evden çıkmadan önce, uykundaki o en masum halini öpücüklere boğarken “gitme” diye sayıklayan sesine kıyamayıp, patrona bin bir yalanlar uydurarak, işe gitmemekti seni sevmek…<br />
Sana kahvaltı hazırlamaktı. Senle hazırladığım sofraya iştahla oturup “sen var ya, bir meleksin, neden seninle evlenmiyorum ki ben? Senden daha iyisini mi bulacağım”diyen muzip sözlerine sevinmek, belki de çocukça inanmaktı. İnce ince kıyılmış, tabağa motif gibi işlenerek dizilmiş ve hep sevdiğin gibi üzerinde zeytinyağı ve limon gezdirilmiş domateslere, yaptığım mezelere duyduğun minnete şaşırmaktı. Hayatına eklemekten çılgınca zevk aldığım o şefkatli inceliklere duyduğun minnete şaşırmaktı seni sevmek…<br />
<br />
Seni sevmek, bundan yıllar önce, seni bir idol gibi içimde büyütüp, hayranlığımın yavaş yavaş aşka dönüşünü ürkekçe gizleyerek kaleme aldığım mektuplarıma, aynı incelikle, aynı özlemle, aynı hayranlıkla verdiğin cevaplarına inanmaktı. Tüm ısrarlarına rağmen, bu eşsiz büyüyü bozmaktan çekinip, aylarca seni bir kez bile aramamaktı. Sonra ansızın yollara düşüp, çocukluğumda kalbimde filizlenen sevdası senin aşkınla yeşeren bu kentin sokaklarında izini sürmek, kendi sözlerinle “bu inceliğin ve bu derin anlayışın yüzünü”, yani o merak ettiğin yüzümü, gözlerine taşımaktı. Buluştuğumuz cafe de, ayların günlerin telaşı ve suskunluğuyla anlattığın şeylerin hiçbirini algılamadan, sadece hayranlıkla seni, o hepimiz gidiliğini seyrederken, masanın altından bir türlü çıkartamadığın o telaşlı, o çocuk ellerinde kendini ele veren heyecanına inanmaktı…<br />
<br />
Seni sevmek, o gece rakı içtiğimiz köhne meyhaneden çıkıp yürüdüğümüz sokaklarda, Nisan ayında bir mucize gibi gökyüzünde dans eden kar tanelerinin Tanrı’nın bu aşk için gönderdiği bir işaret olduğuna inanmaktı.<br />
Seni sevmek kadınlığımı, bedenimi ve hazzı ilk defa seninle keşfetmekti. Onyedi yıldır sanki sadece senin için sakladığım bedenimi, en ufak bir tereddüt duymadan ve beklentisiz bir sarhoşlukla sana sunmaktı. Her dokunuşunda kutsal bir ayinin o sıcak ve tatlı şarabını yudum yudum içer gibi…<br />
<br />
Seni sevmek, aşkın uğruna, ama senden izinsiz, başka bir kentteki hayatımı sıfırlayıp, yaşadığın kente, yaşadığın göğün altına, ıslandığın yağmurların altına gelip yerleşmekti. Senden başka, bu koca kentte bir başınalık ve kimsesizlikti seni sevmek… Sokaklarda tek bir tanıdık simaya rastlamamaya alışmaktı güçlükle… Hücrelerimle beraber çoğalan aşkını özgürce ve sınırsızca yaşamak için ailemin şefkatli ve anlayışlı kollarından sıyrılıp kanatlanmak, yıllanmış can dostların sevgisini çok uzaklarda bırakmaktı…<br />
<br />
Seni sevmek, yalnızlığın soğuk kollarından biraz olsun sıyrılıp, nefes alabilmek için geceleri saatlerce tek başıma Beyoğlu’nun karanlık sokaklarında kalabalığın soluğuyla ısınmaya çalışmaktı. Hiç tanımadığım insanların yüzünde senin yüzünü aramak, onların kaybolmuş, umutsuz hayatlarında yaralı geçmişinin ve çocuksu düşlerinin izini sürmekti.<br />
<br />
Seni sevmek, bu kentin tozlu, soluk ışıkları ruhumu ısırırken, aynı gecenin yıldızları altında seni deliler gibi özlemekti. O geceyi de kollarında geçirebilmeye seni ikna edebilmek için saatlerce sokaklarda dolaşıp, barlarda, kahvelerde oturup eve dönüşünü beklemekti. Bazen bu bekleyişlerin sonu, yorgun düşmüş bedenimi sürüklediğim evimde, o gece bir başka kadının yanında uyumana ağlamak olurdu sabaha kadar… Ertesi gün bir şizofren gibi, hiçbirşey olmamış gibi tekrar seni sevmeye koyulurdum. Şaşırırdım.<br />
<br />
Çünkü, seni sevmek direnmekti sevgili… Güçsüz olanı acımasızca yok eden bu kentin hoyratlığına ve senin için artık inanmaktan çoktan vazgeçtiğin, yaşadığın hayal kırıklıklarıyla çok uzun zamandır kaybettiğin o aşk duygusunun gerçekliğinin canlı ispatı olmaya direnmekti. Kalbine inançla aşk tohumları ekmekti seni sevmek. Sevmek o yitirdiğin aşk şarkısı adına sana umut vermekti.<br />
<br />
Seni sevmek, ait olduğun gökyüzünde seni özgür bırakmaktı. Koparmamaktı kanatlarını. Ruhunun ve kaleminin tek besin kaynağından, başka sevgilerin şiirine eklediği mısralardan kıskançlıkla seni mahrum etmeye yeltenmemekti.<br />
<br />
Sevmek, ruhumun tek sahibi olan seni sahiplenmemeye kanaya kanaya razı olmaktı. Çocuksu bir saflıkla tek vazgeçemeyeceğinin ben olduğuma kendimi inandırarak, hayatına boyun eğmekti.<br />
<br />
Seni sevmek, bir babayı, bir can yoldaşını hayatının sonuna kadar yanında olduğunu bildiğin güvenilir bir dostu, ilgiye ve şefkate doymayan çaresiz bir küçük çocuğu, ama en çok da tutkulu, kıskanç ve yüreği sonsuz maviliklere akan bir deli aşığı sevmek gibiydi.<br />
<br />
Bir gün ansızın, telefonda duyduğun bir sese, ya da yeni tanıştığın bir kadına aşık olduğunu, sanki tepkimi ölçmek ya da seni nasıl kıskandığımı görmek isteyen abartılı bir heyecanla söylediğinde, telaşa kapılmamak, bunun gelip geçici bir duygu olduğuna ve asla benden vazgeçemeyeceğine inanmaktı… Yine de içimdeki o kaçınılmaz endişe ister istemez sarardı yüzümü… Sesim soluğum kesilirdi birden… İşte öyle anlarda beni sımsıkı sarıp, tutkulu bir sevişmenin ilk öpücüklerini dudağıma kondururken “Sen küçücük bir kızsın, biliyor musun” diyen şefkatli sesini severdim en çok. Ve aslında ben dâhil, hiç kimseye âşık olamayacağını düşünür hüzünlenirdim.<br />
<br />
Rüyalarımın gül kokusu.<br />
Sonra bir gün aşka açıldı yüreğinin sürgüleri<br />
Sonra bir gün şiirlerin başka bir aşkın kokusuna büründü.<br />
Yıkıldı tabuların… Kırıldı zincirlerin… Uzağıma düştün.<br />
Bu defa farklıydı, hissetmiştim. Yalnız bedenini değil, ruhunu da paylaşmaya başlamıştın bir başka kadınla.<br />
<br />
Sonra sevmek yavaş yavaş kayışını izlemek oldu avuçlarımdan. Seni sevmek, sen sabaha karşı uyuduğumu sanarak yanımdan kalkıp bir başka yürekle telefonda özlem giderirken, içimde kopan fırtınaları susturmaya çalışmak oldu sessizce.<br />
<br />
Habersizce kapını çaldığım o gün, kapında kalıp, içeri girememek oldu. O güne kadar hiç olmazsa bana karşı dürüst olmanla, yaşadıklarını benden gizlememenle, yalan söylememenle avunuyordum. Ama bir başkasını incitmemek, üzmemek için ondan gerçekleri gizlediğini, yalanlarla da olsa o nu koruduğunu fark edince bu avuntu da terk etti beni. Yalanlarını bile kıskanır oldum.<br />
<br />
Neden dürüst olmak için beni seçmiştin sanki. Gerçeğin acımazız zindanlarında neden beni kilitli bırakmıştın.<br />
Ne çok düşündüm bu soruların cevaplarını.<br />
Ne çok sorguladım kendimi, nerde hata yaptığımı, neyi eksik bıraktığımı.<br />
Kadınca oyunlardan haberim olmadı hiçbir zaman. Seçtiğin yaşam biçiminden koparmak, seni soluksuz bırakmak demekti benim için. Hatam seni bir mülk gibi sahiplenmemek miydi? Acaba istediğin bu muydu? Seni yanlış mı tanımıştım? Bana hep, ne kadar asil bir yüreğim olduğunu söyler dururdun. İsyanım, kalbimin ezilmiş parçalarının üstünü örtüp, sessizce çekip kapını çıkmak olurdu en fazla.<br />
<br />
Yalnız kalmak istediğini daha sen söylemeden yüzündeki bulutlardan hisseder, çekip giderdim. Özür diler gibi bir sesle, onun geleceğini söylediğinde, sessizce çıkıp giderdim. Karşında ben otururken, onunla saatlerce telefonda konuştuğunda çıkıp giderdim. Hep giderdim.<br />
Bu onurlu tavrımdı belki de ezen yüreğini. Vazgeçemediğin tek yanım buydu belki.<br />
Sonra, sevmek yaralı kadınlığımı başka yüreklerle avutma yanılgısına kapılmak oldu. Buna hakkım olduğunu söyleyip dursan da, biliyorum aslında içten içe hiç affetmedin beni. Sen çoktan parçalanmıştın zaten. Benim de yüreğimi böldüğümü düşünmek sana bile ağır geldi. Oysa ben, seni değil, kendimi cezalandırıyordum başka bedenlerle… Ruhumu kemiren bu deli aşkı cezalandırıyordum. Bunu anlamadın mı sevgili?<br />
Sevmek seni değil çocukluğumu, düşlerimi, kendimi aldatmak olmuştu artık. Bana bağlanan masum aşkları seninle aldatmak olmuştu… Kimseye veremedim yüreğimi. Ne zaman baksalar içime, yüreğimin kırık aynasında kendilerinin değil senin yüzünün aksini gördüler hep… Sessizce çekip gittiler. Fark etmedim bile gittiklerini…<br />
<br />
Gittin…<br />
Seni sevmek, bensiz akıp giden hayatına bir yabancı gibi uzaktan bakmak oldu çoktandır… O çocuk ellerinin, bir başkasının saçlarında gezindiğini, aniden özlemle sarılıp bir başka yüzü öpücüklere boğduğunu, sabahları uykunda bir başka kadına “gitme” diye sayıkladığını düşünmek oldu, seni sevmek… Geceleri kokuna hasret yatağımda ter içinde uyanmak, kendimin bile affedemediği bir bencillikle, kalbindeki tek aşkın benimki olması için gözyaşları içinde Tanrı’ya yalvarmak oldu…<br />
<br />
Seni yasak bir aşk gibi gözlerden uzakta, rutubetli duvarlar arasında yaşamak oldu, sevmek.Beni hayatından dışladığın için öfke nöbetlerine kapılıp, bana bile yabancı gelen, hiç tanımadığım bir sesle sana bağırmak, haykırmak, ağlamak, sonra pişmanlıkla affedip tutkuyla sana tekrar sarılmak oldu…<br />
<br />
Yabani bir ot gibi ruhumu sarıp sarmalayan öfke ve kıskançlık duygularıyla benliğimden uzaklaşmayı kendime yakıştırmamak, kaldığım bu karanlık dehlizde, kendi kalbimde, yalnızlığımda, sensizliğimde, kendi aşkımla delirmek oldu seni sevmek.<br />
<br />
Şimdi, bu acıya bir son vermesi, kendisini terketmesi, sonsuzluğa bırakıp gitmesi için birbirine yalvaran iki yüreğiz artık. “Ayazda iki yürek” gibiyiz.<br />
<br />
Sen benim şizofren aşkımsın… Ben senin kanayan vicdanınım. Affet beni sevgili… Verdiğim sözleri tutamadım.<br />
</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hoşçakal]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=518</link>
			<pubDate>Sun, 15 Feb 2015 21:59:40 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=518</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img913.imageshack.us/img913/3180/54n73a.jpg" border="0" alt="54n73a.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-size: large;"><div align="center"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">HOŞÇAKAL</span></span></div></span><br />
</div>
<div align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="font-weight: bold;">Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.?<br />
<br />
Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!… Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize. Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık. Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun. Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da… güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz… Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen… seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde. Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal.<br />
</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img913.imageshack.us/img913/3180/54n73a.jpg" border="0" alt="54n73a.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-size: large;"><div align="center"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">HOŞÇAKAL</span></span></div></span><br />
</div>
<div align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="font-weight: bold;">Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.?<br />
<br />
Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!… Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize. Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık. Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun. Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da… güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz… Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen… seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde. Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal.<br />
</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gelecekmisin]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=345</link>
			<pubDate>Sat, 17 Jan 2015 02:06:21 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=345</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img673.imageshack.us/img673/3943/IdB8gr.jpg" border="0" alt="IdB8gr.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
Gelecekmisin <br />
<br />
Gene aynı yerden yazıyorum sana... Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin? <br />
<br />
 Giden unutulurmuş bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana... <br />
<br />
 Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya çalışırken hatırlanan o anlar... Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuşsundur diye... Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar şey öğrettin ki, beni baştan yaratan sen oldun. Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni... <br />
<br />
Şimdi seni çok özlüyorum çok... Ama biliyorum sende unutmadın beni gittiğin yerlerde... Gözün de arkada olmasın sevdiğim, beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni... Sensizlikte zor, çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana... <br />
<br />
 Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın. <br />
<br />
 Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım, gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum... <br />
<br />
<br />
 (Alıntı)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img673.imageshack.us/img673/3943/IdB8gr.jpg" border="0" alt="IdB8gr.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
Gelecekmisin <br />
<br />
Gene aynı yerden yazıyorum sana... Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin? <br />
<br />
 Giden unutulurmuş bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana... <br />
<br />
 Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya çalışırken hatırlanan o anlar... Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuşsundur diye... Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar şey öğrettin ki, beni baştan yaratan sen oldun. Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni... <br />
<br />
Şimdi seni çok özlüyorum çok... Ama biliyorum sende unutmadın beni gittiğin yerlerde... Gözün de arkada olmasın sevdiğim, beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni... Sensizlikte zor, çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana... <br />
<br />
 Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın. <br />
<br />
 Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım, gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum... <br />
<br />
<br />
 (Alıntı)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayrılığın Eski Tadı Yok Sevgili]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=344</link>
			<pubDate>Sat, 17 Jan 2015 02:02:58 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=344</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img540.imageshack.us/img540/3394/HAKauC.jpg" border="0" alt="HAKauC.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
Biz çocukken, tepesinde bir dantela örtüyle başköşede duran yeşil ışıklı ahşap radyomuzdan, hüzzam makamında ayrılık şarkıları yayılırdı salona: <br />
<br />
“Ayrılık, ümitlerin ötesinde bir şehir”di o zamanlar; <br />
“...ne bir kuş, ne bir haber, ne de bir selam gelir”di. <br />
“Yaman kelime”ydi ayrılık; “benzetmek azdı ölüme”... <br />
Ve her kim uğrarsa bu zulme, “gündüzü olurdu gece...” <br />
Selahaddin Pınar’ın tamburu “Ayrılık yarı ölmekmiş/ o bir alevden gömlekmiş” diye inler ve sorardı: <br />
“Ey sevgili sen nerdesin/ nerdesin ey sevgili?” <br />
 “Çerağ” nedir bilmezdik; ama Sevim Tanürek, “Alev alev çerağız biz/ Ayrılsak da beraberiz” deyince bir yangın fitili tutuşurdu yüreğimizde... <br />
 Sonra Zeki Müren çağlardı, tane tane söyleyerek: <br />
“Aynı bedende can gibiyiz/ cana can veren kan gibiyiz/ <br />
 Yanıp da bitmez kül gibiyiz/ biz ayrılamayız/ <br />
 Eller ayırsa bile/ yollar ayırsa bile/ biz ayrılamayız.” <br />
* * * <br />
Büyüdük; o “çerağ” da içimizde büyüdü alev alev... <br />
 Sevdalandık... ayrıldık... yandık. <br />
 Ayrılıkla ölümü, biz de Abdürrahim Karakoç’un “Mihriban”ıyla kıyasladık: <br />
“Ayrılıktan zor belleme ölümü/ Görmeyince sezilmiyor Mihriban...” <br />
Timur Selçuk, “Ayrılanlar için” değil, bizim için çalıyordu: <br />
“Ne kadar acı olsa / ne kadar güç olsa/ Her şeyi, evet her şeyi unutmalı”ydık. <br />
“Kalırsa içimizde bir derin sızı kalır”dı. <br />
 * * * <br />
Derken vuslat kolaylaştıkça; basitleşti ayrılmalar da... <br />
 Kocamaya bir yastık yetmez oldu. <br />
 Sönenin son ateşiyle yakılan sigaralar gibi; ayrı düşülen yavuklunun hasreti, yeni bir aşkın kollarında giderildi. <br />
 Ve günün birinde Ajda Pekkan, “başı yukarda meydan okuyarak hayata”, ayrılıkların üzerindeki o kırık yeniklik duygusunu silip attı: <br />
“Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık” diye kovaladı eski sevgiliyi: <br />
“Bir zamanlar sen de bana acımadın/ yalnız kaldım/ Yıkılmadım ayaktayım.” <br />
* * * <br />
Herkes bu çıkışı bekliyordu sanki... <br />
“Ümitlerin ötesindeki o şehir” bir anda tarumar oldu. <br />
 Bir baktık ki 20. yüzyılla birlikte, ayrılan yollarda söylenen şarkılar da değişmiş, herkese bir güven gelmiş. <br />
“Aşk dediğin geliyor, geçiyor” diyen Hande Yener, ayrılığın onuncu gününde eski sevgilisine “Yalnız değilim, sıkılmıyorum” mesajı göndermiş. <br />
Nazan Öncel, bir vedalaşmayı “Jetonu mu yoktu, aramadı gitti/ velhasıl bitti” diye özetlemiş. <br />
Sonra jeton da tarih oldu. <br />
 Ayrılık acısının ilacı bulundu. <br />
 Demet Akalın bir yıl önce “seve seve” ayrıldığı sevgilisiyle “İsim neydi çıkaramadım/ adın neydi hatırlamadım” diye kafa buldu. <br />
Şimdilerde dillerde gezen bir yaz şarkısında ayrılıklara iyi gelecek formülü açıklıyor: <br />
“Hemen yeni bir aşk bulunur, yerin çabuk doldurulur/ Sevgilimi koluma takarım/ Bebek’te üç beş tur atarım/ Olmadı bi de sinema yaparım/ gördüğün gibi çok unutkanım.” <br />
* * * <br />
Dedim ya, ayrılığın eski tadı yok. <br />
<br />
<br />
Şarkılardan belli... <br />
<br />
<br />
<br />
 Can Dündar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img540.imageshack.us/img540/3394/HAKauC.jpg" border="0" alt="HAKauC.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
Biz çocukken, tepesinde bir dantela örtüyle başköşede duran yeşil ışıklı ahşap radyomuzdan, hüzzam makamında ayrılık şarkıları yayılırdı salona: <br />
<br />
“Ayrılık, ümitlerin ötesinde bir şehir”di o zamanlar; <br />
“...ne bir kuş, ne bir haber, ne de bir selam gelir”di. <br />
“Yaman kelime”ydi ayrılık; “benzetmek azdı ölüme”... <br />
Ve her kim uğrarsa bu zulme, “gündüzü olurdu gece...” <br />
Selahaddin Pınar’ın tamburu “Ayrılık yarı ölmekmiş/ o bir alevden gömlekmiş” diye inler ve sorardı: <br />
“Ey sevgili sen nerdesin/ nerdesin ey sevgili?” <br />
 “Çerağ” nedir bilmezdik; ama Sevim Tanürek, “Alev alev çerağız biz/ Ayrılsak da beraberiz” deyince bir yangın fitili tutuşurdu yüreğimizde... <br />
 Sonra Zeki Müren çağlardı, tane tane söyleyerek: <br />
“Aynı bedende can gibiyiz/ cana can veren kan gibiyiz/ <br />
 Yanıp da bitmez kül gibiyiz/ biz ayrılamayız/ <br />
 Eller ayırsa bile/ yollar ayırsa bile/ biz ayrılamayız.” <br />
* * * <br />
Büyüdük; o “çerağ” da içimizde büyüdü alev alev... <br />
 Sevdalandık... ayrıldık... yandık. <br />
 Ayrılıkla ölümü, biz de Abdürrahim Karakoç’un “Mihriban”ıyla kıyasladık: <br />
“Ayrılıktan zor belleme ölümü/ Görmeyince sezilmiyor Mihriban...” <br />
Timur Selçuk, “Ayrılanlar için” değil, bizim için çalıyordu: <br />
“Ne kadar acı olsa / ne kadar güç olsa/ Her şeyi, evet her şeyi unutmalı”ydık. <br />
“Kalırsa içimizde bir derin sızı kalır”dı. <br />
 * * * <br />
Derken vuslat kolaylaştıkça; basitleşti ayrılmalar da... <br />
 Kocamaya bir yastık yetmez oldu. <br />
 Sönenin son ateşiyle yakılan sigaralar gibi; ayrı düşülen yavuklunun hasreti, yeni bir aşkın kollarında giderildi. <br />
 Ve günün birinde Ajda Pekkan, “başı yukarda meydan okuyarak hayata”, ayrılıkların üzerindeki o kırık yeniklik duygusunu silip attı: <br />
“Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık” diye kovaladı eski sevgiliyi: <br />
“Bir zamanlar sen de bana acımadın/ yalnız kaldım/ Yıkılmadım ayaktayım.” <br />
* * * <br />
Herkes bu çıkışı bekliyordu sanki... <br />
“Ümitlerin ötesindeki o şehir” bir anda tarumar oldu. <br />
 Bir baktık ki 20. yüzyılla birlikte, ayrılan yollarda söylenen şarkılar da değişmiş, herkese bir güven gelmiş. <br />
“Aşk dediğin geliyor, geçiyor” diyen Hande Yener, ayrılığın onuncu gününde eski sevgilisine “Yalnız değilim, sıkılmıyorum” mesajı göndermiş. <br />
Nazan Öncel, bir vedalaşmayı “Jetonu mu yoktu, aramadı gitti/ velhasıl bitti” diye özetlemiş. <br />
Sonra jeton da tarih oldu. <br />
 Ayrılık acısının ilacı bulundu. <br />
 Demet Akalın bir yıl önce “seve seve” ayrıldığı sevgilisiyle “İsim neydi çıkaramadım/ adın neydi hatırlamadım” diye kafa buldu. <br />
Şimdilerde dillerde gezen bir yaz şarkısında ayrılıklara iyi gelecek formülü açıklıyor: <br />
“Hemen yeni bir aşk bulunur, yerin çabuk doldurulur/ Sevgilimi koluma takarım/ Bebek’te üç beş tur atarım/ Olmadı bi de sinema yaparım/ gördüğün gibi çok unutkanım.” <br />
* * * <br />
Dedim ya, ayrılığın eski tadı yok. <br />
<br />
<br />
Şarkılardan belli... <br />
<br />
<br />
<br />
 Can Dündar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayrılığı Yaz Bana Sevgili (Ayrılık Mektubu)]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=343</link>
			<pubDate>Sat, 17 Jan 2015 02:00:57 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=343</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img538.imageshack.us/img538/7382/r08AxP.jpg" border="0" alt="r08AxP.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Ayrılığı Yaz Bana Sevgili <br />
<br />
Benden yazmamı istiyorsun günlerdir... <br />
 Tek kanatlı solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim. <br />
<br />
 Sana neyi anlatayım? <br />
<br />
 Ruhumu yaktıktan sonra artık damarlarımda dolaşan sensizliğin tenimi yakan acısını mı? O acıyı uyutsun diye sığındığım ama sevgini orda da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüzgarları mı? Odamın tavanındaki, yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin o sonsuz çatlakların altında, sen diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümleri mi? Gözlerinden özgürlüğe akan mavi nehirlerde boğulduğum canım sevgilim, söyle; sana neyi anlatayım? <br />
<br />
Şimdi burada değilsin... Ama duyuyorsun beni biliyorum, kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur: Bak yoksun... bunun anlamını biliyor musun? Yokluğun; yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz karanlık gece... Yokluğun ; odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim... Yokluğun; gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahkum ettiğim bu kırmızı güllerin, sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar, peçetelere yazdığın şiirlerin, hediyelerini sardığın paket kağıtların, sen gidince; hala sen kokuyordur diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğum giysilerin... <br />
<br />
 Yokluğun; elinin, kokunun, soluğunun değdiği her şeyi dünyanın en kıymetli hazinesi gibi saklayan, bu yari deli, bu hayattan kopuk ruhum. Kapat gözlerini ve bana bak. Ben diye ne varsa gördüğün, iste o senin yokluğun.. <br />
<br />
 Söyle, sana neyi anlatayım? <br />
<br />
 Sabaha karşı çalan telefonumun ucunda &amp;quot;ne olur bana hayattan daha kötü davran&amp;quot; diye diye sayıklayan o kırgın, o kendine çarpan sesi mi? Yüzünde yara izleriyle gelirdin bana. Vücudunun her yeri morluklar içinde gelirdin. O solgun, o savrulmuş teninde açan mor renkli kötücül çiçeklerle ağlatırdın beni. Hayal kırıklıklarıyla örselenmiş ruhunu, acı bir sevdanın gölgelediği gözlerini alır gelirdin. Ben sana tutkundum, sense vücudundaki o morluklara... <br />
<br />
 O hep çok uzağımdaki, yüzü bir başkasına dönük aşkını anlatırdın. Dehşetle izlerdim seni. Bir annenin karşılıksız şefkatiyle dinlerdim, tek söz bile etmeden. Sarardım yaralarını; o morlukların ve yara izlerinin acısını dudaklarımla alır, yokluğunda kanayan kalbimin karanlık odalarında saklar; elinin, kokunun ve soluğunun değdiği her şey gibi onları da biriktirirdim. <br />
<br />
 Ve sonra giderdin... <br />
<br />
 Beni, ay ışığının rutubet kokulu duvarlarına vurduğu, tek odalı sensizliğimde aşkımla, deliliğimle, bu hayata hep yabancı ruhumla bir başıma bırakır; masanın üzerine senin için bıraktığım o tek sigarayı yakar ve giderdin. Şimdi benden sana hayattan daha kötü davranmamı istiyorsun. Sırf sana, seçimlerine ve hayatına duyduğum saygıdan... &amp;quot;Neden biraz olsun kendine merhamet duymuyorsun&amp;quot; diyerek seni koruma hakkını bile kendinde görmeyen bu yaralı ruhumdan sana kötü davranmasını istiyorsun. Her gece sen diye koynunda uyuduğum ölümün o soğuk nefesi, gözlerimi kapatmadan önce, artık şahidi olduğum hayatının vücudunda bıraktığı o yaraları, morlukları, savruluşları iyileştirmesi için, seçimlerinle mutlu olman için Tanrıya dualar eden benden, sana kötü davranmamı istiyorsun, öyle mi? <br />
<br />
Şimdi burada değilsin. Ama beni duyabiliyorsun, biliyorum. Kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur. Bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var... <br />
<br />
 Aşk... Hala yüzünde taşıdığın o derin, o bir türlü iyileşmeyen yara izin değildir sevgili. O iz hırstır, o iz bencilliktir, o iz sana değil kendine tapan bir ihtirastır. O iz senin o sonsuz ve hep kendini kanatan merhametin gibi değil. O iz sen gibi değil sevgili. Sen hep sana hayat kadar kötü davrananları sevdin. Sakin benden de bunu isteme ne olur, yapamam... <br />
<br />
 Sen beni hiç tanımadığın bir kentin tek odalı ve rutubet kokan bir evinde, aşkıma ve ölümüme bıraktın. Beni soluksuz, umutsuz, sensiz bıraktın. Benim o kırılgan öfkem yalnızca kendi yüreğimi kanattı; senin yüzündeki o kutsal ama o artık durmadan kanayan ışığı değil. İsyanlarımın çığlığı bu kimsesiz ömrüme saplandı hep; senin özgürlüğüne değil. Fırtınalarında sürüklendi aşkımız. Korkularının, yaralı geçmişinin, savruk benliğinin dalgalarında beni kaybedip kaybedip sonra yeniden buldun. Seni hep uzaklara çağıran o yalnızlık rüzgarının alabora ettiği parçalanmış düşlerini yeniden topladım sensizlik sürgünlerimde. Kanayan sevdamı, vurgunu olduğum yüzündeki o kutsal ışıkla sardım. Sığındığım bu huzurun bedelinin hayatımla ödedim hep. Bilmediğim yollardan geçtim kanatarak kendimi. Ve şimdi sorular cevaplarını buldu. Sükunetin ve güvenin o bilge dinginliginde süzülüyor aşkımız. Artık, biliyorsun ki; sevgimin inadı hiç kırılmayacak. Yüzümde gördüğün, o bu dünyaya ait olmayan iyilik ve en zor anlarımda çıktığını söylediğin o &amp;quot;yasadışı gülümseyiş&amp;quot; bir kez olsun sönmeyecek. Benim sonsuzluk meleğim, affet ama, bedeli ebedi sensizlik olsa dahi sana hayattan daha kötü davranmayacağım... <br />
<br />
 Günlerdir sana yeniden yazmamı istiyorsun benden... <br />
 Sana neyi anlatayım? <br />
<br />
 (Alıntı)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img538.imageshack.us/img538/7382/r08AxP.jpg" border="0" alt="r08AxP.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Ayrılığı Yaz Bana Sevgili <br />
<br />
Benden yazmamı istiyorsun günlerdir... <br />
 Tek kanatlı solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim. <br />
<br />
 Sana neyi anlatayım? <br />
<br />
 Ruhumu yaktıktan sonra artık damarlarımda dolaşan sensizliğin tenimi yakan acısını mı? O acıyı uyutsun diye sığındığım ama sevgini orda da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüzgarları mı? Odamın tavanındaki, yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin o sonsuz çatlakların altında, sen diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümleri mi? Gözlerinden özgürlüğe akan mavi nehirlerde boğulduğum canım sevgilim, söyle; sana neyi anlatayım? <br />
<br />
Şimdi burada değilsin... Ama duyuyorsun beni biliyorum, kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur: Bak yoksun... bunun anlamını biliyor musun? Yokluğun; yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz karanlık gece... Yokluğun ; odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim... Yokluğun; gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahkum ettiğim bu kırmızı güllerin, sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar, peçetelere yazdığın şiirlerin, hediyelerini sardığın paket kağıtların, sen gidince; hala sen kokuyordur diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğum giysilerin... <br />
<br />
 Yokluğun; elinin, kokunun, soluğunun değdiği her şeyi dünyanın en kıymetli hazinesi gibi saklayan, bu yari deli, bu hayattan kopuk ruhum. Kapat gözlerini ve bana bak. Ben diye ne varsa gördüğün, iste o senin yokluğun.. <br />
<br />
 Söyle, sana neyi anlatayım? <br />
<br />
 Sabaha karşı çalan telefonumun ucunda &amp;quot;ne olur bana hayattan daha kötü davran&amp;quot; diye diye sayıklayan o kırgın, o kendine çarpan sesi mi? Yüzünde yara izleriyle gelirdin bana. Vücudunun her yeri morluklar içinde gelirdin. O solgun, o savrulmuş teninde açan mor renkli kötücül çiçeklerle ağlatırdın beni. Hayal kırıklıklarıyla örselenmiş ruhunu, acı bir sevdanın gölgelediği gözlerini alır gelirdin. Ben sana tutkundum, sense vücudundaki o morluklara... <br />
<br />
 O hep çok uzağımdaki, yüzü bir başkasına dönük aşkını anlatırdın. Dehşetle izlerdim seni. Bir annenin karşılıksız şefkatiyle dinlerdim, tek söz bile etmeden. Sarardım yaralarını; o morlukların ve yara izlerinin acısını dudaklarımla alır, yokluğunda kanayan kalbimin karanlık odalarında saklar; elinin, kokunun ve soluğunun değdiği her şey gibi onları da biriktirirdim. <br />
<br />
 Ve sonra giderdin... <br />
<br />
 Beni, ay ışığının rutubet kokulu duvarlarına vurduğu, tek odalı sensizliğimde aşkımla, deliliğimle, bu hayata hep yabancı ruhumla bir başıma bırakır; masanın üzerine senin için bıraktığım o tek sigarayı yakar ve giderdin. Şimdi benden sana hayattan daha kötü davranmamı istiyorsun. Sırf sana, seçimlerine ve hayatına duyduğum saygıdan... &amp;quot;Neden biraz olsun kendine merhamet duymuyorsun&amp;quot; diyerek seni koruma hakkını bile kendinde görmeyen bu yaralı ruhumdan sana kötü davranmasını istiyorsun. Her gece sen diye koynunda uyuduğum ölümün o soğuk nefesi, gözlerimi kapatmadan önce, artık şahidi olduğum hayatının vücudunda bıraktığı o yaraları, morlukları, savruluşları iyileştirmesi için, seçimlerinle mutlu olman için Tanrıya dualar eden benden, sana kötü davranmamı istiyorsun, öyle mi? <br />
<br />
Şimdi burada değilsin. Ama beni duyabiliyorsun, biliyorum. Kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur. Bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var... <br />
<br />
 Aşk... Hala yüzünde taşıdığın o derin, o bir türlü iyileşmeyen yara izin değildir sevgili. O iz hırstır, o iz bencilliktir, o iz sana değil kendine tapan bir ihtirastır. O iz senin o sonsuz ve hep kendini kanatan merhametin gibi değil. O iz sen gibi değil sevgili. Sen hep sana hayat kadar kötü davrananları sevdin. Sakin benden de bunu isteme ne olur, yapamam... <br />
<br />
 Sen beni hiç tanımadığın bir kentin tek odalı ve rutubet kokan bir evinde, aşkıma ve ölümüme bıraktın. Beni soluksuz, umutsuz, sensiz bıraktın. Benim o kırılgan öfkem yalnızca kendi yüreğimi kanattı; senin yüzündeki o kutsal ama o artık durmadan kanayan ışığı değil. İsyanlarımın çığlığı bu kimsesiz ömrüme saplandı hep; senin özgürlüğüne değil. Fırtınalarında sürüklendi aşkımız. Korkularının, yaralı geçmişinin, savruk benliğinin dalgalarında beni kaybedip kaybedip sonra yeniden buldun. Seni hep uzaklara çağıran o yalnızlık rüzgarının alabora ettiği parçalanmış düşlerini yeniden topladım sensizlik sürgünlerimde. Kanayan sevdamı, vurgunu olduğum yüzündeki o kutsal ışıkla sardım. Sığındığım bu huzurun bedelinin hayatımla ödedim hep. Bilmediğim yollardan geçtim kanatarak kendimi. Ve şimdi sorular cevaplarını buldu. Sükunetin ve güvenin o bilge dinginliginde süzülüyor aşkımız. Artık, biliyorsun ki; sevgimin inadı hiç kırılmayacak. Yüzümde gördüğün, o bu dünyaya ait olmayan iyilik ve en zor anlarımda çıktığını söylediğin o &amp;quot;yasadışı gülümseyiş&amp;quot; bir kez olsun sönmeyecek. Benim sonsuzluk meleğim, affet ama, bedeli ebedi sensizlik olsa dahi sana hayattan daha kötü davranmayacağım... <br />
<br />
 Günlerdir sana yeniden yazmamı istiyorsun benden... <br />
 Sana neyi anlatayım? <br />
<br />
 (Alıntı)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Benim Şarkım]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=342</link>
			<pubDate>Sat, 17 Jan 2015 01:58:04 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=342</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img673.imageshack.us/img673/3894/d3LKxo.jpg" border="0" alt="d3LKxo.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
Benim Şarkım <br />
<br />
Evet beni oraya götüren yıllardır aradığım,nasıl gireceğimi,o kapıyı açacak tılsımlı sözcükleri aradığım gerçek ülkeme taşıyacak şifreyi sen buldun ve yine biliyorum ki senle gidecek. <br />
 Senin söylediğin gibi herşey birarada olmuyor.Seni gördüğüm her gün,her gece,her sabah gözlerime yerleşen o pırıltıyı senin de taşımanı istiyordum.Ben varken çalan telefonları çalıp yanında olduğumu söylemeni... <br />
 Bütün o kadınları en çok da bir zamanlar şimdi bu duyduklarımı sana yaşatan o kadını unutmanı istiyordum. <br />
 Yaşamın bana nasıl bıkkınlık verdiğini bu insanlardan,yüreklerine kazınmış tüm bu kötülüklerden,televizyonda görünce ağladığım savaşlardan,yıkımlardan,bu yoksulluktan,bu ikiyüzlü insanlardan nasıl usandığımı bunları taşıyamayacak denli zayıf olduğumu anlamanı korkarak uyandığım gecelerde anlattıklarımı geçiştirip beni sakinleştireceğine hepsinin doğru olduğunu ama yanımda olduğunu söylemeni istiyordum. <br />
 Oysa sen haklıydın,bunların hepsini yaşamıştın.Böylesine acı duyarak,böyle herşeyimin sana çarpıp zedelenmesine izin vererek yaşayamayacağımı biliyordun.Evet öğrendim.Şimdi bunca zman sonra bana ne yapmak istediğini anlayabiliyorum.Söylediklerini yapıyorum bu dünyaya geri döndüm.Artık o hala hatırladıkça beni ürperten dalgalanmaları istemiyorum,dakikalarca çalıp açılmayan telefonun sesini ya da makinedeki boğuk cümleleri ne zamandır duymuyorum,bana her gün çiçekler gönderen biri var,her gün gelen çiçekleri seviyorum dünyanın en güzel kadını olduğumu duymak hoşuma gidiyor.Evet haklıymışsın öğrenmem gereken tek şey buymuş suyun üstündeki taşlara basarak yürüyüp gitmek,içine girmemek yansıyan görüntülere bakmamak. <br />
 Öyle yapıyorum işte her şey düz bir çizgide gidiyor beklenmedik bir şey yok,şaşırtacak bir şey yok.O her gün aynı saatte arıyor.Aynı saate çiçekler geliyor armağanlar...Onun tam yanında duruyorum bu ne demek biliyormusun tam yanında durmak? <br />
 Bir kadın senin ancak arkanda durabiliyor sevgili.Kocaman görüntünün ardında bir yerde gölgenden seçilemiyor.Başkaları da var mı bunu asla bilemiyorsun,bilemedim bence vardı hep vardı ama her keresinde ince söz oyunlarıyla, yüzündeki gergin ifadeyle,gözlerinde yerleşen bıkkınlıklarla beni hep yalanladın. <br />
Şimdi biliyorum;senin tek bir kadınla,tek bir müzik parçasıyla mutlu olamayacağını her sabah kalktığında yeni bir heyecan duymazsan mutsuzluktan öleceğini biliyorum. <br />
 Bunu sana yaşatmak istedim.Gerçekten istediğim tek şey buydu seni her sabah uyandığında yeniden mutlu etmek.Böylece çılgınca görüntüler eşliğinde ama benle yaşamanı sağlamak.Oysa senin değişimlerine kapılmaktan,onları izlemekten,onları yorumlamaya çalışmaktan başka bir şey yapamadımki... <br />
 Belki doğru yalan söyledim istediğim tek şeyin senle bu sonsuz maceraya girmek olduğunu,her gün yeniden tek bir bakışla,telefonun çalmasıyla,küçük bir kağıda yazılmış sözcüklerle kalp atışlarının hızlanmasını,beklenmedik bir anda tam her şey yoluna girdi derken yerin ayaklarımın altından kayıvermesini bu sonsuz sarsıntıyı istediğimi söylerken yalan söyledim. <br />
 Ama beni senden iyi kim anlayabilir? <br />
 Belki de aslında hiçbir şey istemiyordum ne istediğimi ne düşündüğümü sözcükler halinde belirginleştiremiyordum bile...Birlikte saatlerce oturduğumuz o ilk gün seni seviyordum ve bunca zaman hep aynı hala aynı seni seviyorum doğrusu bu... <br />
 Sürekli bir duvara çarptım,sürekli sanki görünmez bir el beni uzakta tutuyordu.Yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamadım.Senin istediğin kadın bu nasıl bir şeydi bilmiyordum,onu olmaya çalıştım,yeter ki o duvar belirmesin,o görünmez el beni yine itmesin diye senin sevimli küçük kızın,senin küçük fahişen,senin dostun evet bunları sende öğrendim. <br />
 Birinden delice sevdiğin birinden ayrılmak zorunda olmak ama ayrılırken onu da içinde götürmek,içinde ondan uzaklaştığın her adımda onun içinde büyüdüğünü,içine sığmadığını duymak,kurtulmaya çalışmak,içinde tutmaya çalışmak,boğulmak bütün bir dünyanın,bütün görüntülerin,anıların,çocukluk günlerinin,gelecek düşlerinin,bugünün renklerinin siliniverdiği bir anda yine de ayrılmak zorunda olmak...Bunun ne demek olduğunu biliyormusun?Eminim biliyorsundur. <br />
İşte şimdi senden ayrıldım.Sanki o ilk ayrılık anında içime sığdırmaya çalışıp başaramadığım şey şimdi sakince duruyor.Zaman zaman kalbimi sıkıştıran,karın boşluğundaki o bildik burkulmaya yol açan,ellerim titreten, gözlerimin dolmasını sağlayan o olsa da eskisi gibi değil,duruyor.Sanki içimde katılaşan bir ruh... <br />
 Bak artık ağlamıyorum.Kendimi öldüreceğimden korkuyorlardı,kendini öldürmek başka nasıl olabilir ki içindeki coşkuyu,içindeki çocukluğu, içindeki mutluluğu,içindeki her şeye rağmen kendini verişi öldürmekten başka nasıl olabilir? <br />
 Bütün bunların olmadığı bir dünyaya geri döndüm.Hepimizin söylediği gibi, hepimizin yaşadığı sürece söylenip durduğu başka şeyler söyleyip yine de onları değil bu katılaşan yüreğinizi bulduğumuz dünyaya geri döndüm. <br />
 Belki de tek isteğim birlikte bir şarkı söylemekti... Benim şarkımı basit, sıradan, sevimli bir şarkı ama söylemedin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img673.imageshack.us/img673/3894/d3LKxo.jpg" border="0" alt="d3LKxo.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
Benim Şarkım <br />
<br />
Evet beni oraya götüren yıllardır aradığım,nasıl gireceğimi,o kapıyı açacak tılsımlı sözcükleri aradığım gerçek ülkeme taşıyacak şifreyi sen buldun ve yine biliyorum ki senle gidecek. <br />
 Senin söylediğin gibi herşey birarada olmuyor.Seni gördüğüm her gün,her gece,her sabah gözlerime yerleşen o pırıltıyı senin de taşımanı istiyordum.Ben varken çalan telefonları çalıp yanında olduğumu söylemeni... <br />
 Bütün o kadınları en çok da bir zamanlar şimdi bu duyduklarımı sana yaşatan o kadını unutmanı istiyordum. <br />
 Yaşamın bana nasıl bıkkınlık verdiğini bu insanlardan,yüreklerine kazınmış tüm bu kötülüklerden,televizyonda görünce ağladığım savaşlardan,yıkımlardan,bu yoksulluktan,bu ikiyüzlü insanlardan nasıl usandığımı bunları taşıyamayacak denli zayıf olduğumu anlamanı korkarak uyandığım gecelerde anlattıklarımı geçiştirip beni sakinleştireceğine hepsinin doğru olduğunu ama yanımda olduğunu söylemeni istiyordum. <br />
 Oysa sen haklıydın,bunların hepsini yaşamıştın.Böylesine acı duyarak,böyle herşeyimin sana çarpıp zedelenmesine izin vererek yaşayamayacağımı biliyordun.Evet öğrendim.Şimdi bunca zman sonra bana ne yapmak istediğini anlayabiliyorum.Söylediklerini yapıyorum bu dünyaya geri döndüm.Artık o hala hatırladıkça beni ürperten dalgalanmaları istemiyorum,dakikalarca çalıp açılmayan telefonun sesini ya da makinedeki boğuk cümleleri ne zamandır duymuyorum,bana her gün çiçekler gönderen biri var,her gün gelen çiçekleri seviyorum dünyanın en güzel kadını olduğumu duymak hoşuma gidiyor.Evet haklıymışsın öğrenmem gereken tek şey buymuş suyun üstündeki taşlara basarak yürüyüp gitmek,içine girmemek yansıyan görüntülere bakmamak. <br />
 Öyle yapıyorum işte her şey düz bir çizgide gidiyor beklenmedik bir şey yok,şaşırtacak bir şey yok.O her gün aynı saatte arıyor.Aynı saate çiçekler geliyor armağanlar...Onun tam yanında duruyorum bu ne demek biliyormusun tam yanında durmak? <br />
 Bir kadın senin ancak arkanda durabiliyor sevgili.Kocaman görüntünün ardında bir yerde gölgenden seçilemiyor.Başkaları da var mı bunu asla bilemiyorsun,bilemedim bence vardı hep vardı ama her keresinde ince söz oyunlarıyla, yüzündeki gergin ifadeyle,gözlerinde yerleşen bıkkınlıklarla beni hep yalanladın. <br />
Şimdi biliyorum;senin tek bir kadınla,tek bir müzik parçasıyla mutlu olamayacağını her sabah kalktığında yeni bir heyecan duymazsan mutsuzluktan öleceğini biliyorum. <br />
 Bunu sana yaşatmak istedim.Gerçekten istediğim tek şey buydu seni her sabah uyandığında yeniden mutlu etmek.Böylece çılgınca görüntüler eşliğinde ama benle yaşamanı sağlamak.Oysa senin değişimlerine kapılmaktan,onları izlemekten,onları yorumlamaya çalışmaktan başka bir şey yapamadımki... <br />
 Belki doğru yalan söyledim istediğim tek şeyin senle bu sonsuz maceraya girmek olduğunu,her gün yeniden tek bir bakışla,telefonun çalmasıyla,küçük bir kağıda yazılmış sözcüklerle kalp atışlarının hızlanmasını,beklenmedik bir anda tam her şey yoluna girdi derken yerin ayaklarımın altından kayıvermesini bu sonsuz sarsıntıyı istediğimi söylerken yalan söyledim. <br />
 Ama beni senden iyi kim anlayabilir? <br />
 Belki de aslında hiçbir şey istemiyordum ne istediğimi ne düşündüğümü sözcükler halinde belirginleştiremiyordum bile...Birlikte saatlerce oturduğumuz o ilk gün seni seviyordum ve bunca zaman hep aynı hala aynı seni seviyorum doğrusu bu... <br />
 Sürekli bir duvara çarptım,sürekli sanki görünmez bir el beni uzakta tutuyordu.Yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamadım.Senin istediğin kadın bu nasıl bir şeydi bilmiyordum,onu olmaya çalıştım,yeter ki o duvar belirmesin,o görünmez el beni yine itmesin diye senin sevimli küçük kızın,senin küçük fahişen,senin dostun evet bunları sende öğrendim. <br />
 Birinden delice sevdiğin birinden ayrılmak zorunda olmak ama ayrılırken onu da içinde götürmek,içinde ondan uzaklaştığın her adımda onun içinde büyüdüğünü,içine sığmadığını duymak,kurtulmaya çalışmak,içinde tutmaya çalışmak,boğulmak bütün bir dünyanın,bütün görüntülerin,anıların,çocukluk günlerinin,gelecek düşlerinin,bugünün renklerinin siliniverdiği bir anda yine de ayrılmak zorunda olmak...Bunun ne demek olduğunu biliyormusun?Eminim biliyorsundur. <br />
İşte şimdi senden ayrıldım.Sanki o ilk ayrılık anında içime sığdırmaya çalışıp başaramadığım şey şimdi sakince duruyor.Zaman zaman kalbimi sıkıştıran,karın boşluğundaki o bildik burkulmaya yol açan,ellerim titreten, gözlerimin dolmasını sağlayan o olsa da eskisi gibi değil,duruyor.Sanki içimde katılaşan bir ruh... <br />
 Bak artık ağlamıyorum.Kendimi öldüreceğimden korkuyorlardı,kendini öldürmek başka nasıl olabilir ki içindeki coşkuyu,içindeki çocukluğu, içindeki mutluluğu,içindeki her şeye rağmen kendini verişi öldürmekten başka nasıl olabilir? <br />
 Bütün bunların olmadığı bir dünyaya geri döndüm.Hepimizin söylediği gibi, hepimizin yaşadığı sürece söylenip durduğu başka şeyler söyleyip yine de onları değil bu katılaşan yüreğinizi bulduğumuz dünyaya geri döndüm. <br />
 Belki de tek isteğim birlikte bir şarkı söylemekti... Benim şarkımı basit, sıradan, sevimli bir şarkı ama söylemedin...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Elveda Birtanem Elveda Sana]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=341</link>
			<pubDate>Sat, 17 Jan 2015 01:54:48 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=341</guid>
			<description><![CDATA[Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? <br />
<br />
 Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. <br />
<br />
 Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. <br />
<br />
 Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. <br />
<br />
 Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? <br />
<br />
 Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. <br />
<br />
 Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? <br />
<br />
 Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. <br />
<br />
 Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. <br />
<br />
 Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. <br />
<br />
 Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? <br />
<br />
 Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. <br />
<br />
 Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayrılık]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=340</link>
			<pubDate>Sat, 17 Jan 2015 01:53:23 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=340</guid>
			<description><![CDATA[Ayrılık <br />
<br />
Bir tanem; <br />
<br />
 Ayrılık da bir parçası mıdır aşkın? O zaman bedenler ayrılırken, bu emre asi kalbin haykırışları niye? Ayrılık sonu mudur aşkın? O zaman sonsa, daha çok bağlanmanın anlamı ne? Ayrılık mıdır aramıza giren? O zaman isyan etmenin anlamı ne? İmkansız olandır bitmeyen aşk! O zaman bu ayrılığı kabullenememenin sebebi ne? <br />
<br />
<br />
 Evet ayrılıyoruz, ama şunu bir de kalbim anlasa. Bedenim senden uzaklaştıkça, kalbim sana daha çok bağlanmasa. Sevgimin bitmesi gerekirken, o bir devin haykırışı gibi çoğalıp yankılanmasa olmaz mı birtanem? <br />
<br />
İlk anımızı hatırlıyorum. Sevgini kazanabilmek için elimden geleni yapmıştım. Seni ilk gördüğümde bir bebek kadar mutlu ve huzurluydum. Oturduğumuz masada karşı tarafta sen, bu tarafta sevginin şaşkınlığı ile tir tir titreyen o küçük çocuk bendim. Seni lik öptüğümde duyduğum utanç kutsallaştırmıştı her öpücüğümüzü. Tenine dokunmak bile beni öldürmeye yetecek kadar heyecan vericiydi o gün. Gülücükler eksik olmuyordu yüzümden. Dünya yok olmuştu saki, sadece sen vardın. Sen her yerde... Şimdi benden uzaktasın. Aşk görevini yaptı ve zaman doldu birtanem. Ne çabuk geçti o iki senelik saniyeler. Değil tenine dokunmak, hayaline ulaşamıyorum artık. Çırpındıkca batıyorum adeta. Hayata küstüm çünkü beni senden, seni benden çaldı. Kalpsiz bir bedenle, amaçsız, çırılçıplak ortada bıraktı beni hayat. <br />
<br />
<br />
 Ayrılan sevda yolunu takip ederken, gül bahçelerinin kokuları, kelebeklerin rehberliği eşliğinde sonsuz sevgiyi bulma yolunda, mutlu bir şekilde yürümeni dilemeyi çok isterdim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ayrılık <br />
<br />
Bir tanem; <br />
<br />
 Ayrılık da bir parçası mıdır aşkın? O zaman bedenler ayrılırken, bu emre asi kalbin haykırışları niye? Ayrılık sonu mudur aşkın? O zaman sonsa, daha çok bağlanmanın anlamı ne? Ayrılık mıdır aramıza giren? O zaman isyan etmenin anlamı ne? İmkansız olandır bitmeyen aşk! O zaman bu ayrılığı kabullenememenin sebebi ne? <br />
<br />
<br />
 Evet ayrılıyoruz, ama şunu bir de kalbim anlasa. Bedenim senden uzaklaştıkça, kalbim sana daha çok bağlanmasa. Sevgimin bitmesi gerekirken, o bir devin haykırışı gibi çoğalıp yankılanmasa olmaz mı birtanem? <br />
<br />
İlk anımızı hatırlıyorum. Sevgini kazanabilmek için elimden geleni yapmıştım. Seni ilk gördüğümde bir bebek kadar mutlu ve huzurluydum. Oturduğumuz masada karşı tarafta sen, bu tarafta sevginin şaşkınlığı ile tir tir titreyen o küçük çocuk bendim. Seni lik öptüğümde duyduğum utanç kutsallaştırmıştı her öpücüğümüzü. Tenine dokunmak bile beni öldürmeye yetecek kadar heyecan vericiydi o gün. Gülücükler eksik olmuyordu yüzümden. Dünya yok olmuştu saki, sadece sen vardın. Sen her yerde... Şimdi benden uzaktasın. Aşk görevini yaptı ve zaman doldu birtanem. Ne çabuk geçti o iki senelik saniyeler. Değil tenine dokunmak, hayaline ulaşamıyorum artık. Çırpındıkca batıyorum adeta. Hayata küstüm çünkü beni senden, seni benden çaldı. Kalpsiz bir bedenle, amaçsız, çırılçıplak ortada bıraktı beni hayat. <br />
<br />
<br />
 Ayrılan sevda yolunu takip ederken, gül bahçelerinin kokuları, kelebeklerin rehberliği eşliğinde sonsuz sevgiyi bulma yolunda, mutlu bir şekilde yürümeni dilemeyi çok isterdim...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Geri Dön Ben Sensiz Yaşayamam]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=180</link>
			<pubDate>Fri, 12 Dec 2014 14:37:39 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=180</guid>
			<description><![CDATA[<div align="left"><img src="http://img538.imageshack.us/img538/4295/W6Crka.jpg" border="0" alt="W6Crka.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><div align="left"><span style="font-weight: bold;">Geri Dön Ben Sensiz Yaşayamam </span></div></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #000000;"><div align="left"><span style="font-size: small;">Biliyorum <br />
 aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana. <br />
 Duymuyorsun ! <br />
 Gitme diyorum sana,gitme ! <br />
 Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında. <br />
 Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız... <br />
 Sesim kısılıyor <br />
 Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın, <br />
 Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin. <br />
 Beni,yüreğimdeki sevgiyi, <br />
 Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! <br />
 Ama ne olur bunu unutma. <br />
 Gidişin dinderemez bu fırtınayı. <br />
Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana; <br />
 GITME.... <br />
<br />
<br />
 Ayrılığın vebalini taşımaz bu kalp Kayıp sabahlı gecelerde .. <br />
 Köşeyi dönmeni bile beklemeden Dönmeyi hatırlatır hasretin uyku vurgunları <br />
Bir adımlıkta olsa yıkılır gururun İhanetine açıldı diye <br />
 Gidişinin izlerini çarpar kapımın suratına .. <br />
 GİTME... <br />
<br />
<br />
 Pişmanlığın açtığı yaranın Hatıralar pınarına sızdığında <br />
 Dayanılmaz bir sızısı vardır Boynu kıldan incedir artık gözlerinin <br />
 Saçlarını yolduran her kanamadan Mecrasındaki yağmurları giydirip <br />
 Birer birer döker yanaklarına <br />
 Silmeye bile kıyamadıkların olur darmadağın bir senle çıkarsın. <br />
 GİTME.... <br />
<br />
<br />
 Gitme...gitme...gitme... <br />
 Bakışlarımın damgası vurulu <br />
 ''Gözlerine böyle kim baktı'' diye sorarlar.. <br />
<br />
<br />
 GERİ DÖN BEN SENSİZ YAŞAYAMAM GİTMEEEEE</div></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="left"><img src="http://img538.imageshack.us/img538/4295/W6Crka.jpg" border="0" alt="W6Crka.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;"><div align="left"><span style="font-weight: bold;">Geri Dön Ben Sensiz Yaşayamam </span></div></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #000000;"><div align="left"><span style="font-size: small;">Biliyorum <br />
 aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana. <br />
 Duymuyorsun ! <br />
 Gitme diyorum sana,gitme ! <br />
 Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında. <br />
 Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız... <br />
 Sesim kısılıyor <br />
 Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın, <br />
 Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin. <br />
 Beni,yüreğimdeki sevgiyi, <br />
 Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! <br />
 Ama ne olur bunu unutma. <br />
 Gidişin dinderemez bu fırtınayı. <br />
Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana; <br />
 GITME.... <br />
<br />
<br />
 Ayrılığın vebalini taşımaz bu kalp Kayıp sabahlı gecelerde .. <br />
 Köşeyi dönmeni bile beklemeden Dönmeyi hatırlatır hasretin uyku vurgunları <br />
Bir adımlıkta olsa yıkılır gururun İhanetine açıldı diye <br />
 Gidişinin izlerini çarpar kapımın suratına .. <br />
 GİTME... <br />
<br />
<br />
 Pişmanlığın açtığı yaranın Hatıralar pınarına sızdığında <br />
 Dayanılmaz bir sızısı vardır Boynu kıldan incedir artık gözlerinin <br />
 Saçlarını yolduran her kanamadan Mecrasındaki yağmurları giydirip <br />
 Birer birer döker yanaklarına <br />
 Silmeye bile kıyamadıkların olur darmadağın bir senle çıkarsın. <br />
 GİTME.... <br />
<br />
<br />
 Gitme...gitme...gitme... <br />
 Bakışlarımın damgası vurulu <br />
 ''Gözlerine böyle kim baktı'' diye sorarlar.. <br />
<br />
<br />
 GERİ DÖN BEN SENSİZ YAŞAYAMAM GİTMEEEEE</div></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gidene Yol Ver Gönlüm]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=179</link>
			<pubDate>Fri, 12 Dec 2014 13:36:04 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=179</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img673.imageshack.us/img673/5544/qyzYVK.jpg" border="0" alt="qyzYVK.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;"><div align="left">Gidene Yol Ver Gönlüm </div>
</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Gidene yol ver gönlüm Sana acılar helal şimdi <br />
 Yeni doğan bahara……..! <br />
Diktiğin fidan soldu Ne acelesi vardı bilinmez <br />
 Sorular manasızdır artık <br />
 Aç gönlünü yeni bahara Açabilirsen Belki manalıdır artık… <br />
Güneş teninde yanarken, yüreğini sevgiye hasret bırakıp üşütme, <br />
 Yağmurlar ıslanmayan tenini, gözyaşlarınla boğma. <br />
 Bırak gitsin, bu günde gitsin geçmiş olsun geçmişte kalsın, <br />
 Sen ne yaşamak istiyorsan yaşa takılma geçmişe. <br />
 Geçmiş geçmişte kalsın, anılar hüzün verir insana. <br />
 Bak yeni bir gün doğuyor, yeni ümitler şu kapının ardında <br />
 Güneş teninde yanarken, yüreğini sevgiye hasret bırakıp üşütme, <br />
 Önemli olan geceyle gündüzü eş tutup, <br />
 Kışta baharı, acıyla tatlıyı birlikte yaşayabilmelidir. <br />
 Ömür dediğin, çiçeğin dalına vuran hazana benzer. <br />
 Birde bakarsın gençlik bitmiş, hayat yorgun limana vurmuş. <br />
Bu yüzdendir gönül dostum, yalan dünya kimseye kalmaz. <br />
 Sevemez, sevgini veremezsen; yüreğinden gam keder <br />
 Yarınlar ne getirir bilinmez bir bilmece, ya da gelir mi bekleme. <br />
 Hadi hiç durma, çık gökyüzüne uzanan basamakları, <br />
Karanlıkta gül diye topla, sevdiklerine sepet sepet yıldızları <br />
Kimle, neyi yaşamak istiyorsan şimdi yaşa bırakma yarınlara. <br />
 Bu gün kuş olup uçmadan yaşa gönlünce pişmanlık duyma <br />
</span></div></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img673.imageshack.us/img673/5544/qyzYVK.jpg" border="0" alt="qyzYVK.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;"><div align="left">Gidene Yol Ver Gönlüm </div>
</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;">Gidene yol ver gönlüm Sana acılar helal şimdi <br />
 Yeni doğan bahara……..! <br />
Diktiğin fidan soldu Ne acelesi vardı bilinmez <br />
 Sorular manasızdır artık <br />
 Aç gönlünü yeni bahara Açabilirsen Belki manalıdır artık… <br />
Güneş teninde yanarken, yüreğini sevgiye hasret bırakıp üşütme, <br />
 Yağmurlar ıslanmayan tenini, gözyaşlarınla boğma. <br />
 Bırak gitsin, bu günde gitsin geçmiş olsun geçmişte kalsın, <br />
 Sen ne yaşamak istiyorsan yaşa takılma geçmişe. <br />
 Geçmiş geçmişte kalsın, anılar hüzün verir insana. <br />
 Bak yeni bir gün doğuyor, yeni ümitler şu kapının ardında <br />
 Güneş teninde yanarken, yüreğini sevgiye hasret bırakıp üşütme, <br />
 Önemli olan geceyle gündüzü eş tutup, <br />
 Kışta baharı, acıyla tatlıyı birlikte yaşayabilmelidir. <br />
 Ömür dediğin, çiçeğin dalına vuran hazana benzer. <br />
 Birde bakarsın gençlik bitmiş, hayat yorgun limana vurmuş. <br />
Bu yüzdendir gönül dostum, yalan dünya kimseye kalmaz. <br />
 Sevemez, sevgini veremezsen; yüreğinden gam keder <br />
 Yarınlar ne getirir bilinmez bir bilmece, ya da gelir mi bekleme. <br />
 Hadi hiç durma, çık gökyüzüne uzanan basamakları, <br />
Karanlıkta gül diye topla, sevdiklerine sepet sepet yıldızları <br />
Kimle, neyi yaşamak istiyorsan şimdi yaşa bırakma yarınlara. <br />
 Bu gün kuş olup uçmadan yaşa gönlünce pişmanlık duyma <br />
</span></div></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ben Kaybettim Sen Kazandın]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=178</link>
			<pubDate>Fri, 12 Dec 2014 13:24:43 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=178</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img537.imageshack.us/img537/6775/mXfPcz.jpg" border="0" alt="mXfPcz.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<br />
<span style="color: #FF0000;"><div align="center"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">Ben Kaybettim Sen Kazandın </span></span></div></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim... "Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... " Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum. Yine senden habersiz... Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz... Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "birtanemmm" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen canımdın! Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di.... "Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye...Aralık'tı... İstiklal'e hiç o kadar güzel yağmur yağmazdı.... Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye... Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi... Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum! <br />
<br />
 Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu...Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"! <br />
<br />
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım! Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı. Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi... Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdiğimden hiç bahsetmeseydim… <br />
<br />
Sen Beni hiç sevmedin! <br />
<br />
 Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum! <br />
<br />
 Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum. <br />
<br />
 Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum... <br />
<br />
 Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum! <br />
<br />
 Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben İstiklal'de ıslanıyor olacağım, Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu <br />
<br />
 arıyor olacağım, Ne zaman bir havuz görsem, kenarında oturup seni bekliyor olacağım demiştim... Başaramadım... <br />
<br />
 Ben Kaybettim... <br />
<br />
 Sen Kazandın! <br />
<br />
 Artık sesimi duymayacaksın... <br />
<br />
 Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Gelmedin! <br />
<br />
 Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum... Ben artık gidiyorum canım……. <br />
<br />
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile... </span><br />
</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img537.imageshack.us/img537/6775/mXfPcz.jpg" border="0" alt="mXfPcz.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<br />
<span style="color: #FF0000;"><div align="center"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">Ben Kaybettim Sen Kazandın </span></span></div></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;"><div align="justify"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim... "Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... " Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum. Yine senden habersiz... Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz... Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "birtanemmm" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen canımdın! Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di.... "Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye...Aralık'tı... İstiklal'e hiç o kadar güzel yağmur yağmazdı.... Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye... Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi... Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum! <br />
<br />
 Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu...Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"! <br />
<br />
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım! Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı. Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi... Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdiğimden hiç bahsetmeseydim… <br />
<br />
Sen Beni hiç sevmedin! <br />
<br />
 Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum! <br />
<br />
 Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum. <br />
<br />
 Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum... <br />
<br />
 Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum! <br />
<br />
 Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben İstiklal'de ıslanıyor olacağım, Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu <br />
<br />
 arıyor olacağım, Ne zaman bir havuz görsem, kenarında oturup seni bekliyor olacağım demiştim... Başaramadım... <br />
<br />
 Ben Kaybettim... <br />
<br />
 Sen Kazandın! <br />
<br />
 Artık sesimi duymayacaksın... <br />
<br />
 Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Gelmedin! <br />
<br />
 Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum... Ben artık gidiyorum canım……. <br />
<br />
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile... </span><br />
</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Veda Mektubu]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=129</link>
			<pubDate>Tue, 11 Nov 2014 17:32:59 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=129</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img673.imageshack.us/img673/7596/mlCL47.jpg" border="0" alt="mlCL47.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">Veda Mektubu </div></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><div align="justify">Yanık sevdaların kadınıyım ben… Kör, topal gecenin üstüydü, yani; ayrılmanın en zor anı… Gündüzler anlamını yitirmiş, acılarım ve göz yaşlarım ise yastığıma sinmişti, sana bu ilk ve son mektubumu yazarken… <br />
<br />
Şuan gecenin bir yarısı ve ben her gece hayatı yeniden keşfettiğim penceremden, bu gece de ikimiz için bakıyorum. Bu gece ıslak sokakların, loş ışıkların altında ben ve insanların ayakları altında ezilen düşlerim var. Kendimi ifade edememenin zorluğunu yaşıyorum şuan, belki de kendimi ifade edememenin birikintisini taşıyorum hala üzerimde… Sevgilim, düşlerimin prensi, düşlerinin prensesi sesleniyor sana, ilk ve son olarak yazdığı bu mektupta… Senleyim, seninleyim ama bu o kadar da sensizim sevgilim… Biliyorum şimdi senin kafanda sorular uyanmıştır, merak etme ben o soruları da alıp gidiyorum. Sana kalbini geri vermekle birlikte, aldığım soruların cevaplarını bırakıyorum. “- Beni sevdi mi acaba? diyorsundur. Canım, iki gözüm elbette ki sevdim, sevmez olur muyum hiç. “- Benden etkilendi mi? diyorsundur. Hazır itiraf etmeye başlamışken düşünmeden, umarsızca sana bir itirafta bulunayım. Bu itirafım biliyorum geç oldu ama ne olur affet, bilirsin duygularımı anlatamam ben… Sana her baktığımda, sen farkında olmasan da tatlı bir tebessüm bırakıyordun dudaklarımda… Başka biri mi var diye düşünüyorsan yanılıyorsun, ben senleyken kördüm sanki, sadece seni görüyordu gözlerim. Peki o zaman bu ayrılık neyin nesi demekteysen, o zaman gönül gözünü aç ve beni iyi dinle… Canım sevgilim, ahh söze nasıl ve nerden başlayacağımı bilmiyorum şuan, bu ayrılıkta senin hiçbir suçun yok bundan emin ol, sorun bende… Sen duyguların en güzelini tattırdın ve hiç yaşamadığım şeyleri yaşattın, önüme sundun korkusuzca… İlgiden bir an olsun mahrum etmedin, bıkmadan, yılmadan kendini sevdirmek için çabaladın durdun ama bazen bunlar yetmiyor ki insana… Hani dersin ya, sonumu göremiyorum bu insanla diye… Bende de öyle bir duygu var işte… Evet, aşkım doğru tahmin ettin, ilk tanıştığımız günden beri süre geliyor ama dedim bir umut, olmadı olmuyor daha dayanacak gücüm kalmadı… Şimdi bana nankör diyeceksin, belki de İbrahim Tatlıses’ in nankör kedi şarkısını dinleteceksin özel numaraların arkasından… Senden bu şekilde ayrılmak istemezdim ama o kadar iyisin ki ve sevgine o kadar saygı duyuyorum ki, kıyamadım gözlerinin içine bakarak üzmeye… Böylesi ikimiz için de daha iyi, bir mektupla bitsin, bilirsin ben vedaları sevmem... Askere gittiğinde bile uğurlamaya gelmemiştim, ağladığımı görürsün de üzülürsün diye.. Yaslayacağım artık başımı hatıralara ve söyleyeceğim ikimizin şarkısını, sen imkansızsın, sensizlik imkansız, aşk imkansız… <br />
<br />
Bitmelerin sürgünlüğünü ve yalnızların vurgunluğunu yaşıyorum seni düşünmenin son dakikalarında… Seni seviyorum ve severek ayrılmanın hüznüyle canımın acısını tadıyorum, gözümden akan yaşımla<br />
</div></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img673.imageshack.us/img673/7596/mlCL47.jpg" border="0" alt="mlCL47.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">Veda Mektubu </div></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><div align="justify">Yanık sevdaların kadınıyım ben… Kör, topal gecenin üstüydü, yani; ayrılmanın en zor anı… Gündüzler anlamını yitirmiş, acılarım ve göz yaşlarım ise yastığıma sinmişti, sana bu ilk ve son mektubumu yazarken… <br />
<br />
Şuan gecenin bir yarısı ve ben her gece hayatı yeniden keşfettiğim penceremden, bu gece de ikimiz için bakıyorum. Bu gece ıslak sokakların, loş ışıkların altında ben ve insanların ayakları altında ezilen düşlerim var. Kendimi ifade edememenin zorluğunu yaşıyorum şuan, belki de kendimi ifade edememenin birikintisini taşıyorum hala üzerimde… Sevgilim, düşlerimin prensi, düşlerinin prensesi sesleniyor sana, ilk ve son olarak yazdığı bu mektupta… Senleyim, seninleyim ama bu o kadar da sensizim sevgilim… Biliyorum şimdi senin kafanda sorular uyanmıştır, merak etme ben o soruları da alıp gidiyorum. Sana kalbini geri vermekle birlikte, aldığım soruların cevaplarını bırakıyorum. “- Beni sevdi mi acaba? diyorsundur. Canım, iki gözüm elbette ki sevdim, sevmez olur muyum hiç. “- Benden etkilendi mi? diyorsundur. Hazır itiraf etmeye başlamışken düşünmeden, umarsızca sana bir itirafta bulunayım. Bu itirafım biliyorum geç oldu ama ne olur affet, bilirsin duygularımı anlatamam ben… Sana her baktığımda, sen farkında olmasan da tatlı bir tebessüm bırakıyordun dudaklarımda… Başka biri mi var diye düşünüyorsan yanılıyorsun, ben senleyken kördüm sanki, sadece seni görüyordu gözlerim. Peki o zaman bu ayrılık neyin nesi demekteysen, o zaman gönül gözünü aç ve beni iyi dinle… Canım sevgilim, ahh söze nasıl ve nerden başlayacağımı bilmiyorum şuan, bu ayrılıkta senin hiçbir suçun yok bundan emin ol, sorun bende… Sen duyguların en güzelini tattırdın ve hiç yaşamadığım şeyleri yaşattın, önüme sundun korkusuzca… İlgiden bir an olsun mahrum etmedin, bıkmadan, yılmadan kendini sevdirmek için çabaladın durdun ama bazen bunlar yetmiyor ki insana… Hani dersin ya, sonumu göremiyorum bu insanla diye… Bende de öyle bir duygu var işte… Evet, aşkım doğru tahmin ettin, ilk tanıştığımız günden beri süre geliyor ama dedim bir umut, olmadı olmuyor daha dayanacak gücüm kalmadı… Şimdi bana nankör diyeceksin, belki de İbrahim Tatlıses’ in nankör kedi şarkısını dinleteceksin özel numaraların arkasından… Senden bu şekilde ayrılmak istemezdim ama o kadar iyisin ki ve sevgine o kadar saygı duyuyorum ki, kıyamadım gözlerinin içine bakarak üzmeye… Böylesi ikimiz için de daha iyi, bir mektupla bitsin, bilirsin ben vedaları sevmem... Askere gittiğinde bile uğurlamaya gelmemiştim, ağladığımı görürsün de üzülürsün diye.. Yaslayacağım artık başımı hatıralara ve söyleyeceğim ikimizin şarkısını, sen imkansızsın, sensizlik imkansız, aşk imkansız… <br />
<br />
Bitmelerin sürgünlüğünü ve yalnızların vurgunluğunu yaşıyorum seni düşünmenin son dakikalarında… Seni seviyorum ve severek ayrılmanın hüznüyle canımın acısını tadıyorum, gözümden akan yaşımla<br />
</div></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>