<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Erdoğmuş Forum - Hz. Muhammed' in Hayatı]]></title>
		<link>http://erdogmusnet.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Erdoğmuş Forum - http://erdogmusnet.com/forum]]></description>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 20:56:29 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz.Peygamber'in (S.A.V) Hayatı]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=89</link>
			<pubDate>Wed, 09 Apr 2014 18:33:49 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=89</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">HZ.MUHAMMED'İN HAYATI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #0000CD;">Sevgili Peygamberimiz 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de doğdu Babası Abdullah, annesi Âmine, dedesi Abdülmuttalip, büyük babası Vehb, babaannesi Fatıma, anneannesi ise Berre’dir.<br />
<br />
Doğduktan sonra 4 yaşına kadar sütannesi Halime’nin yanında, bundan sonra 2 yıl boyunca da annesi Amine’nin yanında kaldı6 yaşında iken annesi onu akrabalarıyla tanıştırmak ve babası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmek için Medine’ye götürdü.<br />
<br />
Hz Âmine, kocası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmiş, Hz Peygamber de Neccaroğulları’ndan.<br />
<br />
Akrabasıyla tanışmıştı Âmine dönüşte Ebva denilen yerde hastalanıp vefat etti ve orada toprağa verildi Bu sırada yolculukta kendileriyle birlikte olan Ümmü Eymen onu Mekke’ye ulaştırdı ve dedesine teslim etti.<br />
<br />
6 yaşından 8 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalib’in yanına kaldı O da ölünce, vasiyeti üzerine amcası Ebu Talib’in evine taşındı Ebu Talib, Peygamber Efendimizin babasıyla hem baba hem de anne gibi kardeşti.<br />
<br />
13 yaşından itibaren amcaları ile birlikte ticarete atıldı Uzun bir süre bu işle meşgul oldu ve bu alanda doğrulukla, dürüstlükle tanındı Henüz 20 yaşında iken hırsızlık, gasp, eşkıyalık, zulüm ve haksızlıklara karşı bir tedbir almak amacıyla bazı Mekkelilerin oluşturduğu Hılfulfudül adlı kuruluşa katıldı ve etkili bir üye olarak görev yaptı.<br />
<br />
25 yaşına geldiğinde Hz Hatice ile evlendi Hz Hatice bu esnada kırk yaşında idi ve onunla evlenmeye karar verişinde Sevgili Peygamberimiz “el-Emin: Güvenilir, dürüst” olarak tanınması birinci derecede rol oynamıştı.<br />
<br />
35 yaşına geldiğinde Ka’be hakemliği yaptı; Ka’be’nin tamiri sırasında Haceru’l-esved’in yerine konulması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlığı, taşı bir yaygı üzerine koyup tüm kabile reislerine taşıtmak suretiyle giderdi, böylece kabileler arasında çıkması muhtemel bir kavgayı önlemiş oldu.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz 40 yaşlarına yaklaştığında kendisinde insanların arasından uzaklaşıp kırsal alana çıkmak, yaratılışın ve evrenin inceliklerini düşünmek arzusu uyandı Bu münasebetle belli sürelerde Hira-Nur dağındaki mağarada kalmaya başladı Nihayet 40 yaşında iken 610 Ramazan ayında bir gün Cebrail Aleyhisselam geldi ve vahiy süreci başlamış oldu İlk vahiy edilen ayetler, “Yaratan Rabb’inin adıyla oku!” diye başlıyordu Böylece Yüce Allah tarafından Peygamberlikle görevlendirilmiş oldu.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin İslam davetine evet diyerek ilk inanma şerefine Hz Hatice, Hz Ali, Hz Zeyd b Harise ve Hz Ebu Bekir eriştiler Bunları Hz Osman, Abdurrahman b Avf, Sa’d b Ebi Vakkas, Talha ve Zübeyr Hazretleriyle diğerlerini takip ettiler.<br />
<br />
Peygamberliğin ilk altı yılı dolarken Hz Hamza ve Hz Ömer gibi yiğitlik ve cesaretleriyle tanınan zatlar Müslüman oldu.<br />
<br />
10 Peygamberlik yılında peş peşe Hz Hatice ve Ebu Talib ölünce düşmanların eza ve cefaları bir kat daha arttı Çünkü bunlar hatırlı insanlardı, çevreleriyle Peygamberimize destek veriyorlardı Bu sırada Hz Peygamber, dış destek sağlamak amacıyla Taife gitti Ne var ki Taifliler İslam’ı kabul etmediler, Hz Peygamber’e destek vermediler, üstelik onu taşlattılar, üstü başı kan içinde kaldı, Taif dışında bir bağa sığınarak taşlanmaktan kurtulabildi.<br />
<br />
Ardı arkası kesilmeyen bu sıkıntılar devam ederken aynı günlerde Sevgili Peygamberimiz Mirac’ta İlahi ikramların doruğuna eriştirildi, Yüce Allah’ın huzuruna yükseltildi ve İlahi buyrukları, aracı olmaksızın dinlenme ve alma imkânına kavuşturuldu.<br />
<br />
Bütün zorluklara rağmen Hz Peygamber İslam’ı tebliğ çabalarını sürdürüyordu Birer yıl arayla 1 ve 2 Akabe Biatları yapıldı Bunu takip eden zaman diliminde Yüce Allah’ın izni ve buna bağlı olarak Hz Peygamber’in müsaadesi üzerine Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göç ettiler İslam tarihi literatüründe buna, “hicret” denilmiştir En sonunda Sevgili Peygamberimiz de Hz Ebu Bekir ‘le birlikte Medine’ye göç etti.<br />
<br />
Efendimiz(sav) Medineli Müslümanlar yani Ensar = Yardımcılar ile Muhacirler = hicret edenler arasında kardeşlik kurdu.<br />
<br />
Puta tapıcılarla Müslümanlar arasında Bedir, Uhud, Hendek, Müreysi gibi savaşalar oldu Hz Peygamber’in sağlığında İslam elçisi dokunulmazlığı olduğu halde öldüren ve Medine’ye saldırmayı tasarlayan Hıristiyanlara karşı da Mute ve Tebük seferleri düzenlendi, 630 yılında Mekke fethedildi Hz Peygamber, çıkmaya mecbur olduğu vatanına üstünlük sağlayarak ve genel af ilan ederek girdi.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, 632 yılında hac esnasında Mekke’de Arafat’ta yüz binden fazla Müslüman’a bir konuşma yaptı İslam düşüncesinin bir özeti olan ve insan hakları bakımından çok mükemmel prensipler içeren bu konuşma İslam tarihinde “Veda Hutbesi” diye anılmaktadır.<br />
<br />
İslamiyet’i sabırla, azimle, cesaretle, insanlara ulaştıran Sevgili Peygamberimiz, 8 Haziran 632 Pazartesi günü hayata gözlerini yumdu, Allah’ın rahmetine kavuştu, cenaze namazı erkekler, kadınlar ve çocuklar olmak üzere sıra ile cenazenin bulunduğu hücre-i saadette kılındı ve orada toprağa verildi .</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;"><span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">HZ.MUHAMMED'İN HAYATI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #0000CD;">Sevgili Peygamberimiz 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de doğdu Babası Abdullah, annesi Âmine, dedesi Abdülmuttalip, büyük babası Vehb, babaannesi Fatıma, anneannesi ise Berre’dir.<br />
<br />
Doğduktan sonra 4 yaşına kadar sütannesi Halime’nin yanında, bundan sonra 2 yıl boyunca da annesi Amine’nin yanında kaldı6 yaşında iken annesi onu akrabalarıyla tanıştırmak ve babası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmek için Medine’ye götürdü.<br />
<br />
Hz Âmine, kocası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmiş, Hz Peygamber de Neccaroğulları’ndan.<br />
<br />
Akrabasıyla tanışmıştı Âmine dönüşte Ebva denilen yerde hastalanıp vefat etti ve orada toprağa verildi Bu sırada yolculukta kendileriyle birlikte olan Ümmü Eymen onu Mekke’ye ulaştırdı ve dedesine teslim etti.<br />
<br />
6 yaşından 8 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalib’in yanına kaldı O da ölünce, vasiyeti üzerine amcası Ebu Talib’in evine taşındı Ebu Talib, Peygamber Efendimizin babasıyla hem baba hem de anne gibi kardeşti.<br />
<br />
13 yaşından itibaren amcaları ile birlikte ticarete atıldı Uzun bir süre bu işle meşgul oldu ve bu alanda doğrulukla, dürüstlükle tanındı Henüz 20 yaşında iken hırsızlık, gasp, eşkıyalık, zulüm ve haksızlıklara karşı bir tedbir almak amacıyla bazı Mekkelilerin oluşturduğu Hılfulfudül adlı kuruluşa katıldı ve etkili bir üye olarak görev yaptı.<br />
<br />
25 yaşına geldiğinde Hz Hatice ile evlendi Hz Hatice bu esnada kırk yaşında idi ve onunla evlenmeye karar verişinde Sevgili Peygamberimiz “el-Emin: Güvenilir, dürüst” olarak tanınması birinci derecede rol oynamıştı.<br />
<br />
35 yaşına geldiğinde Ka’be hakemliği yaptı; Ka’be’nin tamiri sırasında Haceru’l-esved’in yerine konulması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlığı, taşı bir yaygı üzerine koyup tüm kabile reislerine taşıtmak suretiyle giderdi, böylece kabileler arasında çıkması muhtemel bir kavgayı önlemiş oldu.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz 40 yaşlarına yaklaştığında kendisinde insanların arasından uzaklaşıp kırsal alana çıkmak, yaratılışın ve evrenin inceliklerini düşünmek arzusu uyandı Bu münasebetle belli sürelerde Hira-Nur dağındaki mağarada kalmaya başladı Nihayet 40 yaşında iken 610 Ramazan ayında bir gün Cebrail Aleyhisselam geldi ve vahiy süreci başlamış oldu İlk vahiy edilen ayetler, “Yaratan Rabb’inin adıyla oku!” diye başlıyordu Böylece Yüce Allah tarafından Peygamberlikle görevlendirilmiş oldu.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin İslam davetine evet diyerek ilk inanma şerefine Hz Hatice, Hz Ali, Hz Zeyd b Harise ve Hz Ebu Bekir eriştiler Bunları Hz Osman, Abdurrahman b Avf, Sa’d b Ebi Vakkas, Talha ve Zübeyr Hazretleriyle diğerlerini takip ettiler.<br />
<br />
Peygamberliğin ilk altı yılı dolarken Hz Hamza ve Hz Ömer gibi yiğitlik ve cesaretleriyle tanınan zatlar Müslüman oldu.<br />
<br />
10 Peygamberlik yılında peş peşe Hz Hatice ve Ebu Talib ölünce düşmanların eza ve cefaları bir kat daha arttı Çünkü bunlar hatırlı insanlardı, çevreleriyle Peygamberimize destek veriyorlardı Bu sırada Hz Peygamber, dış destek sağlamak amacıyla Taife gitti Ne var ki Taifliler İslam’ı kabul etmediler, Hz Peygamber’e destek vermediler, üstelik onu taşlattılar, üstü başı kan içinde kaldı, Taif dışında bir bağa sığınarak taşlanmaktan kurtulabildi.<br />
<br />
Ardı arkası kesilmeyen bu sıkıntılar devam ederken aynı günlerde Sevgili Peygamberimiz Mirac’ta İlahi ikramların doruğuna eriştirildi, Yüce Allah’ın huzuruna yükseltildi ve İlahi buyrukları, aracı olmaksızın dinlenme ve alma imkânına kavuşturuldu.<br />
<br />
Bütün zorluklara rağmen Hz Peygamber İslam’ı tebliğ çabalarını sürdürüyordu Birer yıl arayla 1 ve 2 Akabe Biatları yapıldı Bunu takip eden zaman diliminde Yüce Allah’ın izni ve buna bağlı olarak Hz Peygamber’in müsaadesi üzerine Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göç ettiler İslam tarihi literatüründe buna, “hicret” denilmiştir En sonunda Sevgili Peygamberimiz de Hz Ebu Bekir ‘le birlikte Medine’ye göç etti.<br />
<br />
Efendimiz(sav) Medineli Müslümanlar yani Ensar = Yardımcılar ile Muhacirler = hicret edenler arasında kardeşlik kurdu.<br />
<br />
Puta tapıcılarla Müslümanlar arasında Bedir, Uhud, Hendek, Müreysi gibi savaşalar oldu Hz Peygamber’in sağlığında İslam elçisi dokunulmazlığı olduğu halde öldüren ve Medine’ye saldırmayı tasarlayan Hıristiyanlara karşı da Mute ve Tebük seferleri düzenlendi, 630 yılında Mekke fethedildi Hz Peygamber, çıkmaya mecbur olduğu vatanına üstünlük sağlayarak ve genel af ilan ederek girdi.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, 632 yılında hac esnasında Mekke’de Arafat’ta yüz binden fazla Müslüman’a bir konuşma yaptı İslam düşüncesinin bir özeti olan ve insan hakları bakımından çok mükemmel prensipler içeren bu konuşma İslam tarihinde “Veda Hutbesi” diye anılmaktadır.<br />
<br />
İslamiyet’i sabırla, azimle, cesaretle, insanlara ulaştıran Sevgili Peygamberimiz, 8 Haziran 632 Pazartesi günü hayata gözlerini yumdu, Allah’ın rahmetine kavuştu, cenaze namazı erkekler, kadınlar ve çocuklar olmak üzere sıra ile cenazenin bulunduğu hücre-i saadette kılındı ve orada toprağa verildi .</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Miraç Mucizesi]]></title>
			<link>http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=36</link>
			<pubDate>Thu, 06 Mar 2014 22:24:58 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://erdogmusnet.com/forum/showthread.php?tid=36</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2011/12/miracaksa.jpg" border="0" alt="miracaksa.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;">Kur’an-ı Kerim’de Miraç ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “Bir gece, kendisine bazı ayetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra, 17/1)<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesi şeklinde gerçekleşen olağan üstü olay İslami kaynaklarda, metindeki ilgili fiilin masdarı olan ve “geceleyin yürüme, gece yolculuğu” anlamına gelen “İsra” kelimesiyle anılır. Bu yolculuğun, hadislerde anlatılan “göklere yükseltilme” safhasının da dahil olduğu tamamı ise “yükselme, yukarı tırmanma” anlamındaki uruc kökünden türetilmiş olan ve “yükselme vasıtası, aleti” manasına gelen mi’rac kelimesiyle ifade edilir.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Peygamber olmasıyla birlikte putperestlerin Müslümanlar üzerinde kurduğu baskılar, muhtemelen risaletin 6. yılından itibaren Peygamber ailesiyle az sayıdaki Müslümanlara karşı ekonomik ve sosyal bir boykota dönüştü. Üç yıl süren ve büyük acılara sebep olan bu boykotun ardından Rasulüllah, kısa aralıklarla eşi Hz. Hatice ile amcası ve hamisi Ebu Talib’i kaybetti. Dolayısıyla bu yıla Hüzün Yılı denildi. Bu acılı olayların ardından Allah Teala, bir bakıma Resulünü, sabır ve tahammülü dolayısıyla hem teselli etmek hem de ödüllendirmek istedi ve bunun için genellikle Mi’rac diye anılan büyük mucizevi olayı gerçekleştirdi.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	İsra suresinin 1. ayeti ile Necm suresinin ilk ayetleri Mi’rac olayına işaret etmektedir. Aynı konuda hadis mecmualarında da kırk beş kadar sahabi vasıtasıyla bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.)’den bilgiler nakledilmiştir. Ancak özellikle bu hadislerdeki ayrıntılı malumat değişik yorumlara yol açacak nitelikte olduğu için, Mi’racın tarihi ve nasıl cereyan ettiği hakkında farklı bilgiler verilmiştir.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Konuyla ilgili çok sayıda hadis bulunmakta olup özellikle (Buhari, “Salat”, 1) ve diğer bablarda yer alan hadislere göre bir gece Hz. Peygamber (s.a.s.) Kabe’nin avlusunda (diğer bazı rivayetlerde amcasının kızı Ümmühani’nin evinde) “uyku ile uyanıklık arasında bir durumdayken” Cebrail yanına geldi, göğsünü açarak kalbini zemzemle yıkadı, sonra Burak denilen bir binek üzerinde onu Kudüs’e götürdü. Rasulüllah’ı burada önceki bazı Peygamberler karşıladılar ve onu kendilerine imam yaparak arkasında topluca namaz kıldılar.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Daha sonra semaya yükseltilen Rasulüllah, semanın birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Hz. Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa, yedinci katında ise Hz. İbrahim ile görüştü.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Kur’an’da “Sidretü’l-münteha” (hudut ağacı) denilen ve bir görüşe göre yaratılmışlarca bilinebilen alanın son sınırını işaretlediği kabul edilen hudut noktasının ötesine, Cebrail’in geçme imkanı olmadığı için Hz. Peygamber (s.a.s.) refref denilen bir araçla tek başına yükselmesini sürdürdü. Bu sırada kendisine evrenin sırları, varlığın kaderiyle hükümlerin tesbiti için görevlendirilmiş olan meleklerin çalışmaları gösterildi. Nihayet bir beşerin insan olma özelliğini koruyarak Allah’a yaklaşabileceği son noktaya kadar yaklaşmıştır (Necm, 53/8-9).<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Peygamber (s.a.s.)’in Rabbine selam ve ihtiramını arzettiği, Allah’ın da ona selamla hitap ettiği ve inananlara esenliklerin dile getirildiği “Tahiyyat” duasındaki diyalogun Mi’rac olayı sırasında gerçekleştiği kabul edilir. Mekandan münezzeh olan Allah Teala ile Kur’an’ın “alemlere rahmet” olarak gönderildiğini bildirdiği Hz. Muhammed (s.a.s.) arasında, insan idrakinin kavramaktan aciz olduğu bir şekilde gerçekleşen bu buluşma sırasında Rasulüllah’a, içlerinden günahkar olanlar-eğer affedilmezlerse- bir süre cehennemde cezalandırıldıktan sonra bütün ümmetinin cennete kabul buyrulacağı müjdelendi; ayrıca kendisine bir hediye olarak Bakara suresinin halk arasında “Amene’r-resulü...” diye başlayan 285-286. ayetler inzal edildi.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Miraçta İslam’ın temel ibadetlerinden beş vakit namaz emredildi. Ayrıca bazı rivayetlere göre Mi’racdan dönüş sırasında Hz. Peygamber (s.a.s.)’e cennet ve cehennem ile buralarda bulunacak insanların durumları gösterildi. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.s.) Mekke’den ayrıldığı noktaya getirildi.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Miracın uykudayken veya uyanık iken ruhen vuku bulduğunu söyleyenler de olmuştur. Birinci görüş kabule şayan görülmekle birlikte bu ikinci görüşün benimsenmesi de olayın değerini ve önemini azaltmaz. Çünkü genel bir ilke olarak vahiy yollarından birinin de rüya olduğu kabul edilir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2011/12/miracaksa.jpg" border="0" alt="miracaksa.jpg" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;">Kur’an-ı Kerim’de Miraç ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “Bir gece, kendisine bazı ayetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra, 17/1)<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesi şeklinde gerçekleşen olağan üstü olay İslami kaynaklarda, metindeki ilgili fiilin masdarı olan ve “geceleyin yürüme, gece yolculuğu” anlamına gelen “İsra” kelimesiyle anılır. Bu yolculuğun, hadislerde anlatılan “göklere yükseltilme” safhasının da dahil olduğu tamamı ise “yükselme, yukarı tırmanma” anlamındaki uruc kökünden türetilmiş olan ve “yükselme vasıtası, aleti” manasına gelen mi’rac kelimesiyle ifade edilir.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Peygamber olmasıyla birlikte putperestlerin Müslümanlar üzerinde kurduğu baskılar, muhtemelen risaletin 6. yılından itibaren Peygamber ailesiyle az sayıdaki Müslümanlara karşı ekonomik ve sosyal bir boykota dönüştü. Üç yıl süren ve büyük acılara sebep olan bu boykotun ardından Rasulüllah, kısa aralıklarla eşi Hz. Hatice ile amcası ve hamisi Ebu Talib’i kaybetti. Dolayısıyla bu yıla Hüzün Yılı denildi. Bu acılı olayların ardından Allah Teala, bir bakıma Resulünü, sabır ve tahammülü dolayısıyla hem teselli etmek hem de ödüllendirmek istedi ve bunun için genellikle Mi’rac diye anılan büyük mucizevi olayı gerçekleştirdi.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	İsra suresinin 1. ayeti ile Necm suresinin ilk ayetleri Mi’rac olayına işaret etmektedir. Aynı konuda hadis mecmualarında da kırk beş kadar sahabi vasıtasıyla bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.)’den bilgiler nakledilmiştir. Ancak özellikle bu hadislerdeki ayrıntılı malumat değişik yorumlara yol açacak nitelikte olduğu için, Mi’racın tarihi ve nasıl cereyan ettiği hakkında farklı bilgiler verilmiştir.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Konuyla ilgili çok sayıda hadis bulunmakta olup özellikle (Buhari, “Salat”, 1) ve diğer bablarda yer alan hadislere göre bir gece Hz. Peygamber (s.a.s.) Kabe’nin avlusunda (diğer bazı rivayetlerde amcasının kızı Ümmühani’nin evinde) “uyku ile uyanıklık arasında bir durumdayken” Cebrail yanına geldi, göğsünü açarak kalbini zemzemle yıkadı, sonra Burak denilen bir binek üzerinde onu Kudüs’e götürdü. Rasulüllah’ı burada önceki bazı Peygamberler karşıladılar ve onu kendilerine imam yaparak arkasında topluca namaz kıldılar.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Daha sonra semaya yükseltilen Rasulüllah, semanın birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Hz. Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa, yedinci katında ise Hz. İbrahim ile görüştü.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Kur’an’da “Sidretü’l-münteha” (hudut ağacı) denilen ve bir görüşe göre yaratılmışlarca bilinebilen alanın son sınırını işaretlediği kabul edilen hudut noktasının ötesine, Cebrail’in geçme imkanı olmadığı için Hz. Peygamber (s.a.s.) refref denilen bir araçla tek başına yükselmesini sürdürdü. Bu sırada kendisine evrenin sırları, varlığın kaderiyle hükümlerin tesbiti için görevlendirilmiş olan meleklerin çalışmaları gösterildi. Nihayet bir beşerin insan olma özelliğini koruyarak Allah’a yaklaşabileceği son noktaya kadar yaklaşmıştır (Necm, 53/8-9).<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Peygamber (s.a.s.)’in Rabbine selam ve ihtiramını arzettiği, Allah’ın da ona selamla hitap ettiği ve inananlara esenliklerin dile getirildiği “Tahiyyat” duasındaki diyalogun Mi’rac olayı sırasında gerçekleştiği kabul edilir. Mekandan münezzeh olan Allah Teala ile Kur’an’ın “alemlere rahmet” olarak gönderildiğini bildirdiği Hz. Muhammed (s.a.s.) arasında, insan idrakinin kavramaktan aciz olduğu bir şekilde gerçekleşen bu buluşma sırasında Rasulüllah’a, içlerinden günahkar olanlar-eğer affedilmezlerse- bir süre cehennemde cezalandırıldıktan sonra bütün ümmetinin cennete kabul buyrulacağı müjdelendi; ayrıca kendisine bir hediye olarak Bakara suresinin halk arasında “Amene’r-resulü...” diye başlayan 285-286. ayetler inzal edildi.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Miraçta İslam’ın temel ibadetlerinden beş vakit namaz emredildi. Ayrıca bazı rivayetlere göre Mi’racdan dönüş sırasında Hz. Peygamber (s.a.s.)’e cennet ve cehennem ile buralarda bulunacak insanların durumları gösterildi. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.s.) Mekke’den ayrıldığı noktaya getirildi.<br />
<br />
	 <br />
<br />
	Miracın uykudayken veya uyanık iken ruhen vuku bulduğunu söyleyenler de olmuştur. Birinci görüş kabule şayan görülmekle birlikte bu ikinci görüşün benimsenmesi de olayın değerini ve önemini azaltmaz. Çünkü genel bir ilke olarak vahiy yollarından birinin de rüya olduğu kabul edilir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>